
Sakralizasyon ve lumbalizasyon, uzman erbaş adaylık sürecinde Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin EK-C Hastalıklar Listesinin 63 üncü maddesi kapsamında değerlendirilir. Bu madde omurga hastalıklarını ve doğumsal omurga anomalilerini A, B, C ve D dilimlerinde sınıflandırmaktadır. Sakralizasyon, bel omurgasının son omuru olan L5 vertebrasının sakrum kemiğiyle kısmen veya tamamen birleşmesi ya da eklemleşmesi sonucunda ortaya çıkan doğumsal bir anatomik farklılıktır. Lumbalizasyon ise sakrumun ilk segmenti olan S1 vertebrasının bel omuru özelliği kazanmasıyla oluşan geçiş vertebra durumudur. Her iki anatomik farklılık da lumbosakral geçiş vertebrası olarak adlandırılır ve birçok kişide herhangi bir klinik belirtiye neden olmadan radyolojik incelemelerde tesadüfen tespit edilir. Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin 63 üncü maddesinin A diliminin üçüncü fıkrası, hareket, his ve stabilite bozukluğu yapmayan, paravertebral kas spazmı göstermeyen, uzun süre ayakta durma ve yürüyüş sırasında bel veya bacak ağrısı meydana getirmeyen tek ve çift taraflı sakralizasyon ile lumbalizasyon olgularını açıkça düzenlemektedir.
Ancak uzman erbaş adayları açısından belirleyici olan husus, hastalığın yalnızca A diliminde bulunması değil, EK-D Personel Adaylarının Hastalıklara Göre Değerlendirme Çizelgesindeki karşılığıdır. Madde 63/A/3, EK-D çizelgesinde uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş/er adaylarına ait değerlendirme sütununda eksi işaretiyle kodlanmıştır. Bu nedenle bel ağrısı, hareket kısıtlılığı veya nörolojik bozukluk bulunmayan sakralizasyon ve lumbalizasyon olguları dahi ilgili fıkra kapsamında değerlendirildiğinde uzman erbaş adaylığına engel oluşturur. Yönetmeliğin 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince EK-D çizelgesindeki karşılığı eksi işareti olan A dilimi hastalıklarında “Uzman Erbaş veya Sözleşmeli Erbaş/Er Olamaz” kararı verilmektedir. Bu düzenleme, genel askerlik yükümlülerinin sağlık yeterliliği ile uzman erbaş adaylarının sağlık yeterliliği arasındaki temel farklılıklardan biridir. Genel askerlik yükümlülerinde A dilimine giren bir omurga anomalisi askerliğe elverişli kabul edilmeye imkân tanıyabilirken uzman erbaş adaylarının değerlendirilmesinde EK-D çizelgesindeki özel kodlama esas alınır.
Sakralizasyon ve lumbalizasyon değerlendirmesinde dikkat edilmesi gereken önemli düzenlemelerden biri, 63/A/3 fıkrasında yer alan sağlam kabul edilme istisnasıdır. Yönetmeliğin bu fıkraya ilişkin ikinci açıklama hükmü, tek ve çift taraflı sakralizasyon ile tek vertebrada lumbalizasyonun yalnızca Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı adına diğer fakültelerde eğitim görecek öğrenci adayları ile Milli Savunma Üniversitesi Bando Astsubay Meslek Yüksekokuluna alınacak öğrenci adaylarında sağlam kabul edileceğini düzenlemektedir. Bu açıklamanın kapsamı 10 Ekim 2024 tarihli yönetmelik değişikliğiyle güncellenmiştir. Ancak belirtilen istisna, dış kaynaktan uzman erbaş olarak alınacak adayları kapsamamaktadır. Dolayısıyla belirli askeri öğrenci gruplarında sağlam kabul edilen sakralizasyon veya lumbalizasyonun uzman erbaş adaylarında da aynı şekilde değerlendirilmesi mümkün değildir. Ayrıca 63/A/3 fıkrasının birinci açıklamasında hiçbir klinik belirti vermeyen ve yalnızca radyolojik olarak saptanan tek seviyeli spina bifida occulta için ayrı bir istisna bulunmaktadır. Bu istisna dış kaynaktan alınan uzman erbaş adaylarını da kapsamaktadır. Ancak spina bifida occulta ile sakralizasyon birbirinden farklı anatomik durumlardır ve spina bifida occulta için getirilen sağlam kabul edilme hükmü sakralizasyon veya lumbalizasyona genişletilemez.
Sağlık kurullarının değerlendirmesinde omurganın lumbosakral bölgesine ait direkt grafiler, gerekli durumlarda bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme sonuçları kullanılarak geçiş vertebrasının varlığı araştırılır. Özellikle radyolojik raporda geçiş vertebrası, sakralizasyon şüphesi veya lumbalizasyon olasılığı şeklinde belirsiz ifadelerin bulunması durumunda anatomik sınıflandırmanın kesinleştirilmesi önem taşır. Beşinci bel omurunun birinci sakral segmentle ilişkisi, vertebra sayısı ve transvers çıkıntıların anatomik özellikleri doğru değerlendirilmelidir. Adayın görüntüleme raporunda sakralizasyon olarak belirtilen durumun gerçekte başka bir anatomik varyasyon olması veya vertebra numaralandırmasında hata yapılması, uygulanan hastalık kodunun doğruluğunu etkileyebilir. Bu nedenle sağlık kurulunun yalnızca genel bir geçiş vertebrası ifadesine dayanması yerine anatomik bulgularla desteklenen kesin tanıyı esas alması gerekir. Ancak sakralizasyon tanısının doğru olduğu ve 63/A/3 kapsamında bulunduğu durumlarda, adayın herhangi bir şikâyetinin olmaması EK-D çizelgesindeki olumsuz kodlamayı ortadan kaldırmaz.
Tek Taraflı ve Çift Taraflı Sakralizasyon Arasındaki Fark Nedir?
Tek taraflı sakralizasyon ile çift taraflı sakralizasyon arasındaki temel fark, beşinci bel omurunun sakrumla oluşturduğu anatomik ilişkinin omurganın bir tarafında mı yoksa her iki tarafında mı bulunduğudur. Tek taraflı sakralizasyonda L5 vertebrasının sağ veya sol transvers çıkıntısı sakrumla anormal bir eklemleşme ya da kemik birleşmesi oluştururken karşı tarafta aynı düzeyde bir birleşme bulunmayabilir. Çift taraflı sakralizasyonda ise her iki transvers çıkıntıda benzer bir anatomik ilişki söz konusudur. Bununla birlikte sakralizasyonun yalnızca tek veya çift taraflı olarak sınıflandırılması, kemik birleşmesinin niteliğini tam olarak açıklamaz. Klinik radyolojide kullanılan Castellvi sınıflandırması, lumbosakral geçiş vertebralarını transvers çıkıntıların genişliği, sakrumla eklemleşme ve kemik birleşmesinin derecesine göre farklı tiplere ayırmaktadır. Tip I, transvers çıkıntıların genişlemesiyle karakterize bir anatomik farklılığı ifade ederken Tip II, sakrumla yalancı eklem oluşumunu; Tip III, tam kemik birleşmesini; Tip IV ise bir tarafta yalancı eklem, diğer tarafta tam kemik birleşmesi bulunan karma yapıyı tanımlar. Bu sınıflandırmadaki bazı tipler tek taraflı veya çift taraflı olarak ayrıca ayrılır.
Ancak Castellvi sınıflandırması, Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nde uzman erbaş adayları için doğrudan kabul veya ret sonucu belirleyen ayrı bir ölçüt olarak düzenlenmemiştir. Yönetmeliğin 63/A/3 fıkrasında tek ve çift taraflı sakralizasyon birlikte belirtilmiş, EK-D çizelgesinde de ilgili fıkra uzman erbaş adayları için eksi işaretiyle kodlanmıştır. Dolayısıyla tek taraflı sakralizasyonun çift taraflı sakralizasyona göre daha hafif bir anatomik farklılık olması, uzman erbaş adaylığı bakımından otomatik bir kabul hakkı sağlamaz. Benzer şekilde çift taraflı sakralizasyonun her durumda daha ağır bir sağlık problemi oluşturduğu da söylenemez. Klinik açıdan tek taraflı ve çift taraflı geçiş vertebralarının mekanik etkileri farklılaşabilir ancak adaylık sonucunu belirleyen temel unsur, saptanan anatomik durumun yönetmelikteki doğru hastalık fıkrasına yerleştirilmesi ve EK-D karşılığının uygulanmasıdır.
Tek taraflı sakralizasyon bulunan kişilerde omurganın sağ ve sol tarafındaki mekanik yük dağılımı farklılaşabilir. Özellikle yalancı eklem oluşumunun bulunduğu geçiş vertebralarında eklem yüzeyinde dejeneratif değişiklikler gelişmesi ve buna bağlı bel ağrısı ortaya çıkması mümkündür. Çift taraflı sakralizasyonda ise anatomik yapı daha simetrik olabilmekle birlikte bu durum bütün olgularda ağrı veya hareket kısıtlılığı bulunmayacağı anlamına gelmez. Bazı kişilerde geçiş vertebrasının üzerindeki hareketli omurga segmentinde disk dejenerasyonu veya faset eklem sorunları görülebilir. Ancak bu tür bulguların doğrudan sakralizasyondan kaynaklandığı her vakada kesin olarak söylenemez. Sağlık kurulunun değerlendirmesinde radyolojik bulgular ile adayın klinik muayenesi birlikte incelenmelidir. Lomber vertebra grafilerinde beşinci bel omurunun transvers çıkıntıları, sakrumla ilişkisi ve omurganın genel dizilimi değerlendirilirken bilgisayarlı tomografi kemik yapının daha ayrıntılı ortaya konulmasını sağlayabilir.
Manyetik rezonans görüntüleme ise diskler, sinir kökleri ve diğer yumuşak dokularla ilgili ek hastalıkların araştırılmasında kullanılabilir. Bununla birlikte geçiş vertebrası bulunan kişilerde vertebra numaralandırmasının hatalı yapılabilmesi önemli bir tanısal sorundur. Örneğin S1 segmentinin lumbalizasyon nedeniyle ek bir bel omuru görünümünde olması, yalnızca sınırlı bir lomber MR incelemesine dayanılarak yapılan numaralandırmada yanılgıya neden olabilir. Benzer şekilde sakralizasyon bulunan kişilerde son hareketli bel segmentinin yanlış adlandırılması mümkündür. Bu nedenle özellikle farklı radyoloji raporlarında sakralizasyon ve lumbalizasyon tanılarının birbirinden farklı yazıldığı durumlarda, bütün omurganın anatomik özellikleri dikkate alınarak vertebra seviyelerinin yeniden değerlendirilmesi gerekir. Sağlık kurulunun tek taraflı sakralizasyonu yanlışlıkla çift taraflı olarak değerlendirmesi tek başına adaylığın kabul edilmesini sağlamayabilir; çünkü her iki durum da 63/A/3 kapsamında yer almaktadır. Ancak saptanan yapının gerçekte sakralizasyon değil, yönetmelikte farklı değerlendirilen başka bir anatomik bulgu olduğunun ortaya konulması, olumsuz raporun dayandığı hastalık kodunu değiştirebilir. Bu nedenle hukuki uyuşmazlığın merkezinde yalnızca sakralizasyonun hangi tarafta bulunduğu değil, radyolojik tanının doğruluğu ve yönetmelik sınıflandırmasının uygunluğu yer almalıdır.
Sakralizasyona Bağlı Bel Ağrısı Olan Adayların Durumu Nasıl Belirlenir?
Sakralizasyona bağlı bel ağrısı bulunan uzman erbaş adaylarının durumu, ağrının gerçekten lumbosakral geçiş vertebrasından kaynaklanıp kaynaklanmadığına ve hareket, his veya stabilite bozukluğu meydana getirip getirmediğine göre değerlendirilir. Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin 63 üncü maddesinin A diliminin üçüncü fıkrası, sakralizasyon ve lumbalizasyonun hareket, his ve stabilite bozukluğu yapmadığı, paravertebral kas spazmı göstermediği ve uzun süre ayakta durma veya yürüyüş sırasında bel ve bacak ağrısı meydana getirmediği durumları düzenlemektedir. Bu koşulların dışında kalan semptomatik olgularda hastalığın daha ağır bir dilim kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği araştırılmalıdır. Yönetmeliğin 63 üncü maddesinin B diliminin ikinci fıkrasında hareket, his veya stabilite bozukluğu yapan sakralizasyon ve lumbalizasyon açıkça belirtilmiştir. D diliminin ikinci fıkrası ise ileri derecede hareket ve his bozukluğu meydana getiren sakralizasyon, lumbalizasyon ve diğer omurga hastalıklarını kapsamaktadır. Bu nedenle sakralizasyonun yalnızca görüntüleme yöntemleriyle tespit edilmesi ile omurganın fonksiyonlarını bozan klinik bir hastalık oluşturması birbirinden farklı durumlardır. Bununla birlikte bel ağrısı bulunan her adayın doğrudan B dilimine yerleştirilmesi de doğru değildir. B diliminin ikinci fıkrasının uygulanabilmesi için yönetmelikte belirtilen hareket, his veya stabilite bozukluğunun bulunması gerekir. Yalnızca zaman zaman bel ağrısı yaşandığının bildirilmesi, bu fıkranın bütün koşullarının gerçekleştiğini tek başına göstermez. Ayrıca bel ağrısının sakralizasyondan bağımsız olarak kas zorlanması, disk hastalığı veya başka bir omurga rahatsızlığından kaynaklanması da mümkündür. Dolayısıyla adayın ağrı şikâyetinin nedeni araştırılmadan yalnızca sakralizasyon görüntüsüne dayanılarak fonksiyon bozukluğu bulunduğu sonucuna ulaşılması tıbbi açıdan tartışılabilir. Ancak ağrıya neden olmayan sakralizasyonun dahi 63/A/3 kapsamında uzman erbaş adayları için olumsuz kodlandığı dikkate alındığında, fonksiyonel bozukluk bulunmadığının gösterilmesi tek başına adaylığa kabul edilmesini sağlamaz.
Sakralizasyonla ilişkili bel ağrısının değerlendirilmesinde ortopedi ve travmatoloji veya fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanlarının klinik muayenesi önem taşır. Muayene sırasında lomber omurganın öne eğilme, arkaya uzanma ve yanlara dönme hareketleri değerlendirilirken ağrının hangi hareketlerle ortaya çıktığı, paravertebral kas spazmının bulunup bulunmadığı ve alt ekstremitelerde nörolojik bozukluk olup olmadığı araştırılabilir. Bacaklara yayılan ağrı, uyuşma, kas kuvvetinde azalma veya refleks değişiklikleri bulunması halinde sinir kökü etkilenmesinin değerlendirilmesi gerekebilir. Lumbosakral geçiş vertebrasının ağrıya neden olduğu klinik tablo, tıp literatüründe Bertolotti sendromu olarak adlandırılmaktadır. Ancak Bertolotti sendromu tanısının konulabilmesi için yalnızca sakralizasyonun görüntüleme yöntemlerinde gösterilmesi yeterli değildir. Ağrının geçiş vertebrasındaki anormal eklemleşme veya bu yapıyla ilişkili mekanik değişikliklerden kaynaklandığını destekleyen klinik bulguların bulunması gerekir.
Bazı olgularda ağrının kaynağını belirlemek amacıyla hedefe yönelik tanısal enjeksiyonlar gibi ileri yöntemler kullanılabilir; ancak bu işlemler bütün adaylar için zorunlu sağlık kurulu tetkikleri değildir. Ayrıca MR incelemesinde disk protrüzyonu, disk hernisi veya spinal kanal darlığı gibi ek bulgular saptanması halinde bunların 63 üncü maddenin diğer fıkraları bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir. Örneğin opere edilmemiş disk hernileri 63/A/5 kapsamında düzenlenirken hareketleri önemli ölçüde kısıtlayan ve sürekli ağrı ile stabilite bozukluğu yapan bazı dejeneratif omurga hastalıkları 63/B/3 kapsamında ele alınmaktadır. Bu nedenle sakralizasyonla birlikte disk hastalığı bulunan adaylarda olumsuz raporun yalnızca geçiş vertebrasına mı yoksa eşlik eden disk patolojisine mi dayandığı açıkça belirlenmelidir. Sağlık kurulu raporunda bel ağrısının varlığı belirtilmiş olmasına rağmen nörolojik muayenenin normal bulunması, hareket kısıtlılığı saptanmaması veya görüntüleme sonuçlarının farklı hastalıkları göstermesi durumunda uygulanan dilim ve fıkra yeniden incelenebilir. Özellikle sağlık kurulunun 63/B/2 kapsamında karar verdiği adaylarda hareket, his veya stabilite bozukluğunun hangi objektif bulgularla doğrulandığı önemlidir. Bununla birlikte adayın değerlendirmede A dilimine alınması, 63/A/3 fıkrasının EK-D çizelgesindeki olumsuz karşılığı nedeniyle her durumda olumlu sonuç doğurmayacaktır. Ayrıca hâlihazırda görev yapan uzman erbaşların sağlık yeterliliği, adayların tabi olduğu EK-D çizelgesi yerine yönetmeliğin 25 ve 26 ncı maddeleri ile ilgili sınıflandırma veya branş belirleme çizelgeleri kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle görevdeki bir uzman erbaşın sakralizasyon nedeniyle görevine devam edip edemeyeceği, adaylık şartlarından ayrı olarak incelenmelidir.
Sakralizasyon Nedeniyle Olumsuz Rapor Alan Adayların İtiraz ve İptal Davası Süreci
Sakralizasyon veya lumbalizasyon nedeniyle uzman erbaş adaylığı için olumsuz sağlık kurulu raporu alan kişiler, raporun kendilerine tebliğ edilmesinden itibaren üç iş günü içerisinde itiraz hakkını kullanabilir. Bu süre, Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin 81 inci maddesinin ikinci fıkrasında temin sürecindeki adaylar için özel olarak düzenlenmiştir. Ayrıca 19 Mayıs 2026 tarihinde yayımlanan Sağlık Raporları Yönetmeliği’nin 63 üncü maddesinin ikinci fıkrası da Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı adaylarına ilişkin sağlık raporlarına üç iş günü içerisinde itiraz edilebileceğini belirtmektedir. Buna karşılık görevdeki personele düzenlenen sağlık raporlarına itirazda otuz günlük süre öngörülmektedir. Bu nedenle uzman erbaş adaylarının görevdeki personel için belirlenen daha uzun süreye dayanarak itiraz başvurularını geciktirmemesi gerekir. Adayın sağlık kurulu raporuna itirazı, ilgili il sağlık müdürlüğü aracılığıyla yürütülür ve aday yeniden değerlendirme yapılması amacıyla yetkili başka bir sağlık kuruluşuna sevk edilir. İlk sağlık kurulu raporu ile itiraz üzerine düzenlenen ikinci raporun aynı yönde olması halinde rapor idari sağlık değerlendirmesi bakımından kesinleşir.
İki rapor arasında farklılık bulunması durumunda ise bölge hakem hastane değerlendirmesine başvurulur ve bu hastanenin verdiği karar sağlık raporuna ilişkin idari itiraz sürecinde kesin kabul edilir. Güncel Sağlık Raporları Yönetmeliği’nin 63 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince hakem hastanenin ilgili kişiye veya kuruma bildirilmesinden itibaren en geç yirmi gün içerisinde randevu talebinde bulunulması da gerekmektedir. Sakralizasyon uyuşmazlıklarında itiraz sürecinin temel amacı, sağlık kurulunun belirlediği radyolojik tanının ve uyguladığı hastalık kodunun doğruluğunu yeniden değerlendirmektir. Özellikle tek taraflı sakralizasyon ile lumbalizasyonun karıştırılması, vertebra seviyelerinin yanlış numaralandırılması, geçiş vertebrası şüphesinin kesin tanı gibi değerlendirilmesi veya hareket ve his bozukluğu bulunmadığı halde 63/B/2 kapsamında karar verilmesi, itiraz sürecinde incelenebilecek hususlardır. Ancak tanının yalnızca 63/B/2 yerine 63/A/3 olarak değiştirilmesi, uzman erbaş adaylığı açısından olumsuz sonucun mutlaka ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Çünkü 63/A/3 fıkrası da EK-D çizelgesinde uzman erbaş adayları için eksi işaretiyle kodlanmıştır. Bu nedenle adayların itirazlarında yalnızca herhangi bir ağrı veya hareket kısıtlılığı bulunmadığını ileri sürmeleri yeterli olmayabilir. Radyolojik tanının gerçekten sakralizasyon veya lumbalizasyona karşılık gelip gelmediğinin ve varsa farklı anatomik bulguların yönetmelikte nasıl sınıflandırılması gerektiğinin ortaya konulması önem taşır.
Sakralizasyon nedeniyle düzenlenen olumsuz sağlık raporuna dayanılarak uzman erbaş adaylık işlemleri sonlandırılan kişiler, hukuka aykırı olduğunu düşündükleri idari işlemlere karşı idare mahkemesinde iptal davası açabilir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7 nci maddesi uyarınca özel bir süre öngörülmeyen idari uyuşmazlıklarda genel dava açma süresi altmış gündür. Ancak bu sürenin hangi idari işlemin tebliğinden itibaren başlayacağı, sağlık raporuna yapılan itirazın niteliği, hakem hastane süreci ve adaylığın sonlandırılmasına ilişkin işlemin tarihi dikkate alınarak somut olayda ayrıca belirlenmelidir. Sağlık raporuna ilişkin üç iş günlük itiraz süresi ile idari işlemin iptali için öngörülen dava açma süresi birbirinden farklı hukuki süreçlerdir. Ayrıca sağlık raporuna yapılan her başvurunun dava açma süresini kendiliğinden durdurduğu kabul edilmemelidir. İdare mahkemesinde açılacak davalarda sağlık kurulunun sakralizasyon veya lumbalizasyon tanısını hangi radyolojik bulgulara dayanarak koyduğu, adayın omurga yapısının doğru değerlendirildiği, uygulanan hastalık diliminin isabetli olduğu ve EK-D çizelgesinin doğru kullanıldığı incelenebilir. Gerekli görülmesi halinde ortopedi ve travmatoloji, fiziksel tıp ve rehabilitasyon veya radyoloji alanlarında bilirkişi incelemesi yapılması ya da yetkili sağlık kuruluşundan yeni değerlendirme alınması mümkündür.
Özellikle farklı hastanelerde gerçekleştirilen görüntüleme incelemelerinde birbirinden farklı vertebra numaralandırmalarının bulunması, sakralizasyon tanısının bir raporda mevcutken diğer raporda yer almaması veya geçiş vertebrasının farklı bir anatomik varyasyonla karıştırılması, hukuki denetimde önem taşıyabilecek tıbbi uyuşmazlıklardır. Bununla birlikte yönetmeliğin 63/A/3 fıkrasında belirtisiz tek ve çift taraflı sakralizasyon ile lumbalizasyonun açıkça düzenlenmesi ve bu fıkranın uzman erbaş adayları için eksi işaretiyle kodlanmış olması nedeniyle, yalnızca adayın hiçbir bel ağrısı yaşamadığının veya fiziksel yeterlilik sınavlarını başarıyla tamamladığının gösterilmesi iptal kararı verilmesi için yeterli değildir. Aynı şekilde belirli askeri öğrenci gruplarına tanınan sağlam kabul edilme istisnasının uzman erbaş adaylarına doğrudan uygulanması da mevcut düzenlemeyle bağdaşmaz. Hukuki uyuşmazlığın merkezinde sakralizasyon tanısının gerçekten mevcut olup olmadığı, tıbbi sınıflandırmanın doğru yapılıp yapılmadığı, sağlık kurulunun yeterli inceleme gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve aday hakkında uygulanan mevzuat hükmünün ilgili personel statüsüne uygunluğu bulunmalıdır.
Ulus Hukuk ve Danışmanlık, sakralizasyon ve lumbalizasyon nedeniyle olumsuz sağlık raporu alan uzman erbaş adaylarının itiraz ve iptal davası süreçlerinde radyolojik tanının doğruluğunun incelenmesinden omurga hastalıklarının klinik sınıflandırmasına, EK-C Hastalıklar Listesinin uygulanmasından EK-D çizelgesinin hukuki denetimine kadar uzanan kapsamlı hukuki destek sunmaktadır.