
Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlunun, alacaklılarıyla mahkeme gözetiminde anlaşarak borçlarını yeniden yapılandırmasını sağlayan hukuki bir müessesedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 285 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 2018 yılında yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanun ile iflas erteleme kurumu kaldırılmış ve konkordato, mali sıkıntı içindeki borçlular için temel borç yapılandırma aracı haline gelmiştir. Konkordato, borçlunun faaliyetlerine devam ederek borçlarını kısmen ödeme veya ödeme süresini uzatma konusunda alacaklılarıyla anlaşması ve bu anlaşmanın mahkeme tasdikiyle hukuki bağlayıcılık kazanması esasına dayanır. İİK’nın 285. maddesine göre konkordato talebinde bulunma hakkı yalnızca şirketlere tanınmamıştır; borçlarını ödemekte zorlanan veya vadesinde ödeyememe riski taşıyan gerçek kişiler de dahil olmak üzere her borçlu ve iflas talep edebilecek her alacaklı konkordato talebinde bulunabilir. Konkordatonun üç temel türü vardır: adi (tenzilat veya vade) konkordato, mal varlığının terki suretiyle konkordato ve iflastan sonra konkordato.
Konkordato başvurusu, borçlunun işlem merkezinin (merkezi idaresinin) bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesine yapılır. İİK’nın 286. maddesi uyarınca başvuruya eklenmesi zorunlu belgeler şunlardır: borçların hangi oranda ve hangi vadelerle ödeneceğini gösteren konkordato ön projesi, borçlunun mal varlığı durumunu gösteren belgeler (bilanço, gelir tablosu ve nakit akım tablosu), tüm alacaklıların alacak miktarlarını ve imtiyaz durumlarını gösteren liste, konkordato ön projesinde yer alan tekliflerin gerçekleşebileceğine dair makul kanaat sağlayan finansal analiz raporları ve dayanakları ile bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanan denetim raporu. Mali tabloların başvuru tarihinden en fazla 45 gün öncesine ait olması zorunludur. Mahkeme, İİK m. 286’da sayılan belgelerin tam olduğunu tespit ettiğinde derhal geçici mühlet kararı verir ve bir veya birden fazla geçici konkordato komiseri atayarak süreci başlatır. Geçici mühlet kararı, İİK m. 288 uyarınca Ticaret Sicili Gazetesi’nde ve Basın İlan Kurumu’nun resmi ilan portalında yayımlanarak ilan edilir. Eksik belgeyle yapılan başvurular reddedilebileceğinden dosyanın profesyonel şekilde hazırlanması büyük önem taşır.
Konkordato ile İflas Arasındaki Fark Nedir?
Konkordato ve iflas, mali sıkıntı içindeki borçlulara uygulanan iki farklı hukuki süreçtir ve amaçları, işleyişleri ile sonuçları bakımından köklü farklılıklar taşır. Konkordatonun temel amacı borçlunun mali durumunu iyileştirerek faaliyetlerine devam etmesini sağlamaktır; bir anlamda borçluyu kurtarma ve rehabilitasyon mekanizmasıdır. İflasta ise amaç borçlunun tüm mal varlığının tasfiye edilerek alacaklılara dağıtılmasıdır; iflas, borçlunun ticari hayatının sona ermesi anlamına gelir. Konkordato sürecinde borçlu, kural olarak mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisini komiser denetiminde korur ve işletmesini yönetmeye devam eder. İflasta ise borçlunun mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisi tamamen kalkar, iflas idaresi atanır ve tüm varlıklar iflas masasına girer. Konkordato her borçlu (tacir olan veya olmayan) tarafından talep edilebilirken, iflas yalnızca iflasa tabi borçlular (tacirler ve tacir sayılanlar) hakkında uygulanır.
Süre ve sonuçları bakımından da önemli farklar bulunur. Konkordato süreci, geçici ve kesin mühlet ile uzatmalar dahil en fazla yaklaşık 23 aya kadar sürebilir ve mahkeme tasdikiyle sona erer; tasdik edilen konkordato projesi çerçevesinde borçlu, alacaklılarla anlaştığı oranda ve vadede borçlarını ödemeye devam eder. İflas sürecinde ise borçlunun tüm mal varlığı paraya çevrilir ve alacaklılara sıra cetvelindeki önceliklere göre dağıtılır; bu süreç yıllar alabilir. Konkordatoda alacaklılar, projede öngörülen oranda alacaklarına kavuşurken, iflasta tasfiye sonucu elde edilen bedel alacakların tamamını karşılamayabilir ve alacaklılar kalan kısım için aciz vesikası alır. Konkordatoda borçlunun iyi niyetli olması esastır; mahkeme, borçlunun projeyi kötü niyetle sakatladığını tespit ederse konkordatoyu reddedebilir veya feshedebilir. İflasta ise borçlunun iyi niyeti bir şart değildir; mahkeme borca batıklığı veya ödeme aczini tespit ettiğinde iflasa karar verir. Konkordatonun reddedilmesi veya borçlunun projeye uymaması halinde iflasa tabi borçlular hakkında doğrudan iflas kararı verilebilir; bu durum konkordatonun iflas sürecine geçişte bir köprü işlevi görebildiğini ortaya koyar.
Konkordato Başvurusu İçin Hangi Belgeler Gereklidir?
İİK’nın 286. maddesi, konkordato başvurusuna eklenmesi gereken belgeleri ayrıntılı biçimde düzenlemiştir ve bu belgelerin eksiksiz sunulması, geçici mühlet kararı verilebilmesinin ön koşuludur. Birinci ve en temel belge konkordato ön projesidir. Bu projede borçlunun borçlarını hangi oranda ödeyeceği (tenzilat konkordatosunda alacaklıların alacaklarından ne ölçüde feragat edeceği), ödeme vadeleri, ödeme kaynakları ve işletmenin devamlılığının nasıl sağlanacağı somut ve gerçekçi biçimde gösterilmelidir. İkinci olarak borçlunun mal varlığı durumunu gösteren belgeler sunulur: son bilanço, gelir tablosu ve nakit akım tablosu ile hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de varlıkların olası satış fiyatlarına göre hazırlanmış ara bilançolar. Bu mali tabloların başvuru tarihinden en fazla 45 gün öncesine ait olması zorunludur; daha eski tarihli tablolar kabul edilmez.
Üçüncü olarak, tüm alacaklıları ve her bir alacaklının alacak miktarını, alacağın imtiyaz durumunu (işçi alacağı, rehinli alacak, adi alacak gibi) gösteren kapsamlı bir alacaklılar listesi hazırlanmalıdır. Dördüncü olarak, konkordato ön projesinde yer alan tekliflerin gerçekleşebileceğine dair makul kanaat sağlayan finansal analiz raporları ve bunların dayanakları eklenir; bu raporlar projenin hayata geçirilebilirliğini destekleyen iş planları, pazar analizleri ve gelir projeksiyonlarını içerebilir. Beşinci olarak, bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanan denetim raporu sunulur; bu rapor borçlunun mali tablolarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığını ve projenin uygulanabilirliğini değerlendiren bağımsız bir incelemeye dayanır. Bunlara ek olarak borçlunun ticaret sicil kayıtları, vergi levhası, SGK belgeleri ve mevcut sözleşmelerin listesi gibi ticari faaliyetlerine ilişkin destekleyici belgeler de talep edilebilir. Tacir sıfatına sahip olmayan borçluların ise mal varlığı durumunu gösteren belgeleri asliye ticaret mahkemesine sunmaları yeterlidir; bağımsız denetim raporu gibi ek belgeler tacir olmayan borçlular için aranmaz. Başvuru sırasında mahkeme harçlarının da ödenmesi gerekmektedir. Eksik veya tutarsız belgelerle yapılan başvurular mahkeme tarafından reddedilebilir ve bu ret kararı borçlu açısından ciddi hak kayıplarına yol açabilir.
Konkordato Sürecinde Alacaklıların Hakları Nelerdir?
Konkordato süreci, borçluyu koruma altına almakla birlikte alacaklıların haklarını da güvence altına alan çeşitli mekanizmalar içermektedir. Geçici mühlet kararının ilanından itibaren alacaklılar, İİK m. 288 uyarınca ilandan itibaren 7 günlük kesin süre içinde konkordato talebine itiraz dilekçesi sunarak mahkemeye görüşlerini bildirebilirler. Kesin mühlet aşamasında mahkeme duruşma açar ve geçici komiserin raporunu değerlendirir; alacaklılar bu duruşmada dinlenir. İİK m. 289 uyarınca mahkeme, alacak tutarına göre yediyi geçmemek, tek sayıda olmak ve ücret takdir edilmemek koşuluyla bir alacaklılar kurulu oluşturabilir. Alacaklılar kurulu üyeleri, komiser tarafından sunulan raporlara erişim, komisere soru yöneltme ve borçlunun ön projedeki taahhütlerine uygun davranıp davranmadığını izleme haklarına sahiptir. Alacaklılar toplantısında projeden etkilenen alacaklılar oy kullanır; projenin kabul edilmiş sayılması için İİK m. 302 uyarınca çifte çoğunluk şartı aranır: kayıtlı alacaklıların ve alacak miktarının yarısını aşan çoğunluk ya da kayıtlı alacaklıların dörtte birini ve alacak miktarının üçte ikisini aşan çoğunluk gereklidir.
Alacak türüne göre alacaklıların konkordato sürecindeki konumları farklılık gösterir. İİK m. 206’nın birinci sırasında yer alan işçi alacakları imtiyazlıdır; bu alacaklar için mühlet içinde dahi haciz yoluyla takip yapılabilir (İİK m. 294/2) ve tasdik şartı olarak tam ödenmelerinin teminata bağlanması aranır. Rehinli alacaklıların rehinden kaynaklanan haklarına müdahale edilemez; rehin bedeliyle karşılanan kısım konkordato dışında kalır. Kamu alacakları (6183 sayılı Kanun kapsamındaki vergi ve benzeri alacaklar) bakımından mühlet içinde takipler dursa da tasdik edilen konkordato projesi kamu alacaklarını bağlamaz; bu alacaklar proje şartlarına tabi olmaksızın tam olarak ödenir. Tasdik kararına karşı alacaklılar 2 hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir. Projede aksine hüküm bulunmadığı sürece kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işlemesi durur (İİK m. 294/3). Tasdik edilen konkordato projesi uyarınca borçlu ödeme yapmaz ise alacaklı, kendisi hakkında konkordatonun kısmen feshini isteyebilir (İİK m. 308/e); kötü niyetle sakatlanmış bir konkordatonun ise her alacaklı tamamen feshini talep edebilir (İİK m. 308/f) ve bu durumda alacaklı, konkordato öncesindeki tam alacak miktarı üzerinden ve tüm faizleriyle birlikte derhal icra takibi yapma hakkını kazanır.
Geçici ve Kesin Konkordato Mühleti Ne Anlama Gelir?
Konkordato sürecinde geçici mühlet ve kesin mühlet, borçluyu icra takiplerinden koruyan ve sürecin sağlıklı yürütülmesini sağlayan iki ayrı koruma dönemini ifade eder. Geçici mühlet, İİK’nın 287. maddesi uyarınca mahkemenin başvuru belgelerinin şeklen tam olduğunu tespit etmesiyle derhal, duruşma yapılmaksızın ve alacaklılar dinlenmeksizin verdiği 3 aylık koruma süresidir. Mahkeme bu süre dolmadan borçlunun veya geçici komiserin talebi üzerine geçici mühleti en fazla 2 ay daha uzatabilir; toplam geçici mühlet süresi 5 ayı geçemez. Geçici mühlet kararıyla birlikte mahkeme bir veya birden fazla geçici konkordato komiseri atar. Bu komiserin görevi borçlunun mali durumunu incelemek, projenin gerçekçi olup olmadığını değerlendirmek ve kesin mühlet kararı öncesinde mahkemeye yazılı rapor sunmaktır. Geçici mühletin en önemli sonucu, borçlu aleyhine yürütülen icra takiplerinin durması ve yeni takip başlatılamamasıdır; bu koruma, borçlunun nefes alarak mali yapılanma çalışmalarına odaklanmasını sağlar. Geçici mühlet kararına, komiser görevlendirilmesine ve uzatma kararlarına karşı kanun yoluna başvurulamaz.
Kesin mühlet, İİK’nın 289. maddesi uyarınca mahkemenin geçici mühlet içinde, geçici komiserin raporu ve alacaklıların itirazlarını değerlendirdikten sonra, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğuna kanaat getirmesi halinde verdiği 1 yıllık koruma süresidir. Kesin mühlet kararı verilmeden önce mahkeme duruşma açar ve borçluyu, varsa konkordato talep eden alacaklıyı ve geçici komiseri dinler. Kesin mühlet süresi, güçlük arz eden özel durumlarda komiser veya borçlunun talebi üzerine en fazla 6 ay daha uzatılabilir. Geçici ve kesin mühlet birlikte değerlendirildiğinde borçlunun mahkeme korumasında geçirebileceği toplam süre azami yaklaşık 23 aya ulaşabilir. Kesin mühlet döneminde geçici komiser, komiser olarak görevine devam eder veya mahkeme yeni komiser atayabilir; ayrıca mahkeme alacaklılar kurulu oluşturabilir. Kesin mühlet sürecinde alacaklılar toplantısı düzenlenir, projenin müzakeresi yapılır ve oylama gerçekleştirilir. Projenin gerekli çoğunlukla kabul edilmesi halinde tasdik yargılamasına geçilir. Mahkeme, İİK m. 305’te sayılan tasdik şartlarının tamamının birlikte gerçekleştiğini tespit ederse konkordatoyu tasdik eder: teklif edilen miktarın iflas halinde elde edilecek tutardan fazla olması, teklifin borçlunun kaynaklarıyla orantılı olması, çoğunluğun sağlanmış olması, imtiyazlı alacakların tam ödenmesinin güvence altına alınması ve yargılama giderleriyle harcın yatırılmış olması aranır. Mahkeme projeyi gerçekçi bulmaz veya tasdik şartları sağlanmazsa konkordato talebini reddeder ve iflasa tabi borçlular hakkında resen iflas kararı verebilir.