Makaleler

2 Kasım 2026 · İdare Hukuku

Subay ve Astsubay Adaylarında Sağlık Şartları ve Eleme Kriterleri – TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği

Subay ve astsubay adaylık sürecinde sağlık muayenesi, adayların karşılaştığı en belirleyici aşamalardan biridir ve TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği bu sürecin tüm esaslarını ayrıntılı şekilde düzenler. Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-C Hastalıklar Listesi her sağlık durumunu madde, dilim ve fıkra düzeyinde sınıflandırırken, EK-D Personel Adaylarının Hastalıklara Göre Değerlendirme Çizelgesi bu sınıflandırmanın adayın kabulü veya reddi açısından ne anlama geldiğini belirler. Subay ve astsubay personel adayları EK-D çizelgesinin ikinci numaralı sütununa göre değerlendirilir ve bu sütundaki kodlamalar düztabanlık, göz kusurları, skolyoz, bel fıtığı, kalp ritim bozuklukları, kırık ve plak vida, işitme kaybı ve hipertansiyon gibi birçok sağlık durumunu sağlam kabul eder. Uygulamada sağlık kurullarının hatalı derecelendirme yapması, yanlış sütuna göre karar vermesi, geçmiş kayıtlardaki tanıları güncel klinik durumla örtüşmeden esas alması veya ameliyat sonrası iyileşmeyi dikkate almaması gibi nedenlerle aslında sağlam kabul edilmesi gereken adaylar elenmektedir. Olumsuz rapor alan adayların yönetmeliğin 81 inci maddesi kapsamında üç iş günü içinde itiraz hakkı bulunur ve idari itiraz yollarının tükenmesinin ardından idare mahkemesinde iptal davası açılarak bilirkişi incelemesiyle sağlık kurulu kararının hukuki denetimi sağlanabilir.

Subay ve Astsubay Adaylarında Sağlık Muayenesi Nasıl Yapılır?

Dış kaynaktan muvazzaf veya sözleşmeli subay ve astsubay olarak atanacak adayların sağlık muayeneleri TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 71 inci maddesi çerçevesinde yürütülür. Bu maddenin birinci fıkrası, adayların muayenelerinin Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşlarında yapılacağını düzenler. Muayene süreci tek bir branşla sınırlı kalmaz ve adaylar dahiliye, göz, kulak burun boğaz, ortopedi, genel cerrahi, üroloji, dermatoloji, nöroloji ve psikiyatri gibi birçok tıp dalında ayrı ayrı değerlendirilir. Her branş uzmanı kendi alanına giren bulguları tespit ederek bu bulguları yönetmeliğin ekinde yer alan EK-C Hastalıklar Listesindeki karşılığına göre sınıflandırır. Bu sınıflandırma her hastalık için bir madde numarası, bir dilim harfi ve bir fıkra numarası içerir. Örneğin ortopedi muayenesinde tespit edilen bir düztabanlık bulgusu Madde 66 kapsamında, göz muayenesinde saptanan bir kırılma kusuru Madde 7 kapsamında, psikiyatri muayenesinde değerlendirilen bir anksiyete öyküsü ise Madde 16 kapsamında ilgili dilim ve fıkrasıyla birlikte kayıt altına alınır. Sağlık kurulu tüm branş muayenelerinin sonuçlarını bir araya getirerek nihai kararını oluşturur ve bu karar adayın subay veya astsubay olup olamayacağını belirleyen resmi belge niteliğindedir.

Yönetmeliğin 71 inci maddesinin ikinci fıkrası, branş muayenelerinden bağımsız olarak tüm subay ve astsubay adaylarında aranan ön koşulları belirler. Bu fıkraya göre adaylarda diskromatopsi yani renk görme bozukluğu bulunmamalı, görmeleri her iki gözde ayrı ayrı tashihli veya tashihsiz tam olmalı ve adaylar ruh sağlığı ve hastalıkları açısından tam sağlam olmalıdır. Bu üç koşul diğer tüm değerlendirmelerden önce gelir ve herhangi birinin karşılanmaması halinde branş muayenelerindeki diğer bulguların sonucu ne olursa olsun olumsuz rapor düzenlenmesine yol açar. Sağlık kurulu muayene sürecinde adayın beyanlarının yanı sıra SGK kayıtlarını, e-reçete geçmişini ve daha önceki hastane kayıtlarını da inceler. Bu kayıtlarda yer alan eski tanılar, uygulanan tedaviler ve kullanılan ilaçlar, adayın muayene anındaki bulgularıyla birlikte değerlendirmeye esas alınır. Geçmişte psikiyatri polikliniğine başvurmuş ve kayıt sistemine bir tanı kodu girilmiş olan bir adayın bu kaydı, muayene anında herhangi bir belirti göstermese dahi sağlık kurulunun dikkatine sunulur. Benzer şekilde geçmişte ortopedik ameliyat geçirmiş veya kronik bir hastalık nedeniyle tedavi almış adayların kayıtları da değerlendirme sürecine dahil edilir. Bu kapsamlı inceleme sağlık kurulunun yalnızca muayene anındaki bulgulara değil adayın tıbbi geçmişinin bütününe bakarak karar vermesini sağlayan bir mekanizma olarak işlev görür. Ancak uygulamada bu mekanizmanın adaylar aleyhine hatalı sonuçlar doğurabildiği de bir gerçektir. Geçmişte konulmuş ancak güncel klinik tabloyla örtüşmeyen tanıların, yanlış kodlanmış kayıtların veya geçici bir duruma ilişkin eski başvuruların sağlık kurulu tarafından kalıcı bir engel olarak değerlendirilmesi, pek çok adayın haksız yere elenmesine neden olan yaygın bir sorundur.

TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği EK-D Çizelgesi Subay ve Astsubay Adayları İçin Nasıl Uygulanır?

EK-D Personel Adaylarının Hastalıklara Göre Fıkra Numarası Değerlendirme Çizelgesi, sağlık kurulunun branş muayenelerinde tespit ettiği bulguların adayın kabulü veya reddi açısından ne anlama geldiğini belirleyen merkezi düzenlemedir. Bu çizelge her hastalık maddesi için üç ayrı değerlendirme sütunu içerir. Birinci sütun uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş veya er adaylarına, ikinci sütun askeri okullara öğrenci olarak girecek adayları kapsayan birinci numaralı subay ve astsubay adaylarına, üçüncü sütun ise dış kaynaktan personel statüsünde alınacak adayları kapsayan ikinci numaralı subay ve astsubay adaylarına uygulanır. Her madde ve fıkra karşısında ilgili sütunda yer alan artı veya eksi işareti o sağlık durumunun söz konusu aday kategorisi için sonucunu gösterir. Artı işareti adayın sağlam kabul edildiğini ve ilgili durumun adaylığa engel oluşturmadığını, eksi işareti ise adayın subay veya astsubay olamayacağını ifade eder. Muvazzaf veya sözleşmeli subay ve astsubay personel adayları ikinci numaralı sütuna göre değerlendirilir ve bu sütundaki kodlamalar birinci numaralı sütuna kıyasla birçok hastalık maddesinde daha geniş bir kabul alanı tanır.

Çizelgenin uygulanmasında belirleyici olan iki temel kural, adayların sonucunu doğrudan etkiler. Birinci kural çizelgenin sonunda yer alan açıklama bölümünün birinci bendinde düzenlenmiştir. Bu bende göre Hastalıklar Listesinin A diliminde olup da EK-D çizelgesinde yer almayan maddelere ilişkin fıkralar artı işaretiyle yani sağlam olarak kabul edilir. Bu kural son derece önemlidir çünkü çizelgede her maddenin tüm A dilimi fıkraları listelenmemiştir. Çizelgede yalnızca belirli fıkralar yer alır ve listelenmemiş olan fıkralar açıklama kuralı gereği otomatik olarak sağlam kabul edilir. Bu durum subay ve astsubay personel adayları açısından geniş bir kabul alanı oluşturur. İkinci kural yönetmeliğin 71 inci maddesinin üçüncü fıkrasından kaynaklanır. Bu fıkra ikinci numaralı sütundaki karşılığı artı işareti olan adaylar hakkında muvazzaf veya sözleşmeli subay ya da astsubay olur kararı verileceğini açıkça düzenler. Aynı fıkra A diliminde eksi işareti olanlar ile Hastalıklar Listesinin B ve D dilimlerinde bulunanlar hakkında ise olamaz kararı verileceğini belirtir. Bu iki kuralın birlikte uygulanması, sağlık kurulunun karar verme sürecini şeffaf ve öngörülebilir bir çerçeveye oturtur. Ancak uygulamada sağlık kurullarının bazı durumlarda açıklama hükmünü gözden kaçırması, yanlış sütuna göre değerlendirme yapması veya A dilimi fıkrasını hatalı şekilde B veya D dilimi olarak sınıflandırması gibi hatalar nedeniyle aslında sağlam kabul edilmesi gereken adaylara olumsuz rapor düzenlendiği görülmektedir. Bu tür hataların tespiti, itiraz ve dava sürecinde adayların lehine sonuç doğuran güçlü argümanlar oluşturur.

Subay ve Astsubay Personel Adaylarında Sağlam Kabul Edilen Durumlar Nelerdir?

İkinci numaralı subay ve astsubay adayları değerlendirme sütununda artı işaretiyle kodlanan sağlık durumlarının kapsamı, uzman erbaş sütunuyla karşılaştırıldığında belirgin şekilde geniştir. EK-D çizelgesinde ikinci numaralı sütunda doğrudan artı işareti bulunan önemli maddeler arasında düztabanlık olarak bilinen pes planus durumu yer alır ve Madde 66 A diliminin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları subay ve astsubay personel adaylarında sağlam kabul edilir. Göz kusurları açısından Madde 7 A diliminin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları artı işaretiyle kodlanmıştır ve kırılma kusurları belirli sınırlar dahilinde adaylığa engel oluşturmaz. Omurga hastalıkları açısından Madde 63 A diliminin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları artı işareti taşır ve skolyoz ile bel fıtığı gibi durumlar belirli koşullarda sağlam kabul edilir. Kardiyovasküler sistem açısından Madde 42 A diliminin ikinci, üçüncü, dördüncü ve altıncı fıkraları artı işaretiyle kodlanmıştır ve sinüzal taşikardi, bradikardi, aritmiye neden olmayan preeksitasyon sendromları, pozisyon anomalileri ve seyrek gelen ekstrasistoller gibi durumlar subay ve astsubay personel adaylarında engel oluşturmaz. Ortopedik müdahaleler açısından Madde 59 A diliminin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları artı işareti taşır ve kırık, plak vida gibi geçirilmiş ameliyatlar sağlam kabul edilir. İşitme kayıpları açısından Madde 19 A diliminin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları artı işaretiyle kodlanmıştır. Tiroid hastalıkları açısından Madde 41 karma bir yapı gösterir ve A diliminin ikinci ve dördüncü fıkraları artı işareti taşırken birinci ve üçüncü fıkraları eksi işaretiyle kodlanmıştır. Tüm bu durumlar uzman erbaş adaylarında eksi işaretiyle yani engel olarak değerlendirilmekte olup subay ve astsubay personel adaylarında sağlam kabul edilmesi, iki aday kategorisi arasındaki en belirgin farklılığı oluşturur.

Bu listeye EK-D çizelgesinin açıklama hükmü gereği sağlam kabul edilen durumlar da eklenmelidir. Hastalıklar Listesinin A diliminde olup da çizelgede hiçbir sütunda yer almayan fıkralar otomatik olarak artı işaretiyle değerlendirilir ve bu kural subay ve astsubay personel adayları dahil tüm aday kategorileri için geçerlidir. Örneğin Madde 42 A diliminin birinci fıkrası olan fizyolojik üfürümler, beşinci fıkrası olan organik nedene bağlı olmayan tam sağ dal blokları, yedinci fıkrası olan hemodinamik fonksiyon bozukluğu yapmamış anomaliler ve sekizinci fıkrası olan kateter ablasyonu ile başarılı şekilde tedavi edilmiş aritmiler çizelgede yer almaz ve açıklama kuralı gereği sağlam kabul edilir. Madde 63 A diliminin birinci fıkrası olan hafif derecedeki omurga eğrilikleri ve ikinci fıkrası olan hafif derecedeki omurga hareket kısıtlılıkları da çizelgede bulunmaz ve aynı kural gereği sağlam kabul edilir. Madde 12 A diliminin birinci fıkrası olan epilepsiler dışında kalan sinir sisteminin hafif paroksismal hastalıkları da çizelgede yer almayan ve otomatik olarak artı işareti alan fıkralar arasındadır. Tüm bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde subay ve astsubay personel adaylarının karşılaşabileceği olumsuz sonuç alanının uzman erbaş adaylarına göre belirgin şekilde dar olduğu görülür. Adayların sağlık kuruluna girmeden önce kendi durumlarının EK-D çizelgesindeki ikinci numaralı sütundaki ve açıklama kuralındaki karşılığını bilmeleri, sürecin şeffaf ve öngörülebilir şekilde yönetilmesini sağlayan temel bir hazırlık adımıdır. Sağlam kabul edilen bir durumun sağlık kurulunca hatalı olarak engel gösterilmesi ise itiraz ve dava sürecinde güçlü bir iptal gerekçesi oluşturur.

Sağlık Kurulu Raporuna İtiraz ve Hakem Hastane Süreci Nasıl İşler?

Sağlık kurulundan olumsuz rapor alan subay ve astsubay adaylarının itiraz hakkı yönetmeliğin 81 inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin ikinci fıkrasına göre Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşlarınca temin sürecinde bulunan adaylara ilişkin verilen raporlara tebliğ tarihinden itibaren üç iş günü içinde itiraz edilebilir. Bu süre son derece kısadır ve hak düşürücü nitelik taşıdığından sürenin kaçırılması halinde idari itiraz yolunun kullanılamaz hale gelmesi riski bulunur. Adayların olumsuz rapor sonucunu öğrendikleri anda itiraz iradesini yazılı olarak bildirmesi ve bu bildirimi resmi kayıt altına alması, sürecin sağlıklı işlemesi açısından birincil öneme sahiptir. İtiraz üzerine aday farklı bir sağlık kuruluna sevk edilir ve ilgili branş uzmanları tarafından muayenesi baştan yapılır. İkinci sağlık kurulu birinci sağlık kurulunun kararından bağımsız olarak kendi değerlendirmesini yapar ve bağımsız bir rapor düzenler. İlk sağlık kurulu ile ikinci sağlık kurulunun kararları arasında farklılık bulunması halinde hakem hastane aşamasına geçilir. Hakem hastanede yapılan değerlendirme kesin sonuç niteliğindedir ve bu aşamadan sonra idari itiraz yolu tükenir.

İtiraz sürecinin etkinliği büyük ölçüde adayın hazırlığına ve sunduğu belgelerin niteliğine bağlıdır. Olumsuz raporun dayandığı tanının doğruluğu, uygulanan tetkiklerin yeterliliği ve bulguların EK-C Hastalıklar Listesindeki doğru madde, dilim ve fıkrayla eşleştirilip eşleştirilmediği, itiraz değerlendirmesinde ele alınan temel hususlardır. Uygulamada sağlık kurullarının çok sayıda adayı aynı gün içinde değerlendirmesi ve zaman kısıtlamaları nedeniyle bazı muayenelerin yeterli derinlikte yapılamaması sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Fizik muayenede tespit edilen bir ortopedik bulgunun derecelendirilmesinin muayene ortamının sıcaklığına veya adayın pozisyonuna göre değişkenlik göstermesi, ultrasonografik veya radyolojik doğrulama yapılmadan verilen bir kararın objektif dayanaktan yoksun olması, çocukluk döneminde konulmuş bir tanının yıllar sonra güncel muayene yapılmadan olumsuz sonuç gerekçesi olarak kullanılması ve ameliyat geçirmiş adaylarda ameliyat sonrası iyileşmenin dikkate alınmamış olması, ikinci sağlık kurulunda veya hakem hastanede farklı sonuç çıkmasına yol açan tipik örneklerdir. Adayların itiraz sürecine hazırlanırken güncel tetkik sonuçlarını ve uzman değerlendirme raporlarını edinmesi, bu belgeleri itiraz dilekçesine eklemesi ve sağlık kurulunun uyguladığı sınıflandırmanın hangi noktada hatalı olduğunu somut verilerle ortaya koyması, ikinci sağlık kurulunun daha kapsamlı ve dikkatli bir değerlendirme yapmasını sağlayan etkili bir yaklaşımdır. Özellikle sağlık kurulunun fizik muayeneye dayalı derecelendirmesiyle güncel görüntüleme veya laboratuvar sonuçlarının tutarsız olduğu durumlarda bu belgelerin sunulması, itiraz sürecinin seyrini doğrudan etkileyen belirleyici bir faktör olarak öne çıkar.

Subay ve Astsubay Adayları İçin Olumsuz Sağlık Raporuna Karşı İptal Davası Süreci

İdari itiraz yollarının tükenmesinin ardından olumsuz sağlık raporu nedeniyle subay veya astsubay adaylığından elenen adaylar idare mahkemesinde iptal davası açma hakkına sahiptir. Bu davalarda mahkeme sağlık kurulu kararının yönetmelik hükümlerine uygunluğunu, uygulanan tanının klinik doğruluğunu, adayın Hastalıklar Listesindeki hangi madde, dilim ve fıkra kapsamında değerlendirildiğinin isabetli olup olmadığını ve EK-D çizelgesindeki kodlamanın doğru sütuna göre uygulanıp uygulanmadığını denetler. İptal davalarında bilirkişi incelemesi kritik bir aşamadır ve bilirkişi heyeti uyuşmazlık konusu sağlık durumunun ilgili olduğu tıp dalından uzmanlardan oluşturulur. Ortopedik bir uyuşmazlıkta ortopedi uzmanları, kardiyolojik bir uyuşmazlıkta kardiyoloji uzmanları ve psikiyatrik bir uyuşmazlıkta psikiyatri uzmanları bilirkişi olarak görevlendirilir. Bilirkişi heyeti adayın güncel sağlık durumunu muayene ve tetkiklerle yeniden değerlendirir ve bulgularını sağlık kurulunun kararıyla karşılaştırır. Bilirkişi raporunda sağlık kurulunun uyguladığı tanının klinik verilere uymadığının, derecelendirmenin objektif ölçütlerle tutarsız olduğunun, adayın aslında Hastalıklar Listesinin farklı bir dilim veya fıkrasına girdiğinin ya da EK-D çizelgesinde sağlam kabul edilmesi gereken bir durumun hatalı olarak engel gösterildiğinin tespiti, mahkemenin iptal kararı vermesini destekleyen somut bulgular niteliğindedir. Bilirkişi raporu mahkemeyi hukuki açıdan bağlamamakla birlikte, uzman görüşünü içeren bu raporun kararın oluşmasında ağırlıklı bir etkisi bulunur ve uygulamada mahkemelerin büyük çoğunluğu bilirkişi raporundaki tespitlere uygun karar vermektedir.

Subay ve astsubay adaylığında sağlık eleme kararlarına karşı açılan iptal davalarında başarı oranını artıran çeşitli faktörler bulunur. Sağlık kurulunun fizik muayeneye dayalı derecelendirmesinin görüntüleme veya laboratuvar verileriyle tutarsız olması bu faktörlerin başında gelir ve örneğin fizik muayenede grade III olarak değerlendirilen bir varikosel bulgusunun renkli doppler ultrasonografide grade I olarak tespit edilmesi ya da sağlık kurulunun ağır derecede sınıflandırdığı bir skolyozun radyolojik ölçümde hafif derecede çıkması, sınıflandırma hatasını ortaya koyan güçlü kanıtlardır. Geçmiş kayıtlardaki tanının güncel klinik tabloyla örtüşmemesi de sıklıkla karşılaşılan bir iptal gerekçesidir ve yıllar önce konulmuş bir psikiyatrik tanının güncel muayenede herhangi bir bulguyla desteklenmemesi, çocukluk dönemindeki febril konvülziyonun yetişkinlikte epilepsi olarak değerlendirilmesi veya başarılı bir ameliyat sonrası tamamen iyileşmiş bir durumun hâlâ engel olarak gösterilmesi bu kapsamdaki tipik örneklerdir. Özellikle subay ve astsubay personel adaylarının değerlendirildiği ikinci numaralı sütunda birçok sağlık durumunun artı işaretiyle yani sağlam olarak kodlanmış olması, sağlık kurulunun yanlış sütuna göre karar vermesi veya EK-D açıklama hükmünü uygulamaması gibi hataların tespitini kolaylaştıran önemli bir avantaj oluşturur. Sağlık kurulunun uzman erbaş sütunundaki eksi kodlamayı esas alarak karar verdiği ve ikinci numaralı sütundaki artı kodlamayı gözden kaçırdığı durumlar, dava sürecinde ortaya çıkan ve iptal kararını doğrudan destekleyen hukuki hatalar arasında yer alır.

Dosyanızı birlikte değerlendirelim.

Somut olayınıza ilişkin değerlendirme ve randevu için bize ulaşabilirsiniz.

Ara WhatsApp