Makaleler

1 Ekim 2026 · İdare Hukuku

Antidepresan Kullanmak Uzman Erbaşlığa Engel mi?

Antidepresan Kullanmak Uzman Erbaşlığa Engel mi?

Antidepresan kullanımı ve psikiyatri geçmişi, uzman erbaş olmak isteyen adayların sağlık muayenesi öncesinde en çok araştırdığı konuların başında gelmektedir. Geçmişte depresyon, anksiyete bozukluğu veya benzeri bir nedenle tedavi görmüş olan adaylar, bu tedavi kaydının alım sürecini nasıl etkileyeceğini bilmek ister. TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 23. maddesi uzman erbaş adaylarında ruh sağlığı ve hastalıkları açısından tam sağlam olunması gerektiğini belirtir ve bu ifade, adayların psikiyatri geçmişinin sağlık kurullarınca titizlikle değerlendirilmesine neden olmaktadır. Hastalıklar Listesinin 16. maddesi nevrotik bozuklukları, 17. maddesi uyum ve kişilik bozukluklarını, 18. maddesi ise dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu dahil çeşitli psikiyatrik durumları sınıflandırır ve bu maddelerin A dilimindeki fıkralar dahi EK-D Personel Adaylarının Hastalıklara Göre Değerlendirme Çizelgesinde uzman erbaş adayları için (-) yani olumsuz olarak işaretlenmiştir. Bununla birlikte her psikiyatri kaydının otomatik olarak elemeye yol açtığını düşünmek tüm gerçeği yansıtmaz. Tanının niteliği, tedavinin ne zaman ve ne süreyle yapıldığı, adayın mevcut ruh sağlığı durumu ve kayıtların içeriği gibi pek çok değişken sağlık kurulunun nihai kararını doğrudan etkiler.

Psikiyatri geçmişinin uzman erbaş adaylığına etkisini doğru anlamak için öncelikle yönetmeliğin temel mantığını kavramak gerekmektedir. Yönetmelik, psikiyatrik hastalıkları dört dilimde sınıflandırır. A dilimi geçirilmiş ve şifa bulmuş ya da remisyonda olan durumları, B dilimi tekrarlayıcı ancak tedavi uyumu iyi olan vakaları, C dilimi tedavi ve izlem halindeki durumları, D dilimi ise kronikleşmiş veya ağır vakaları kapsar. Genel kural olarak A dilimindeki durumlar mevcut personel için görev yapabilirlik anlamına gelirken, uzman erbaş adayları söz konusu olduğunda EK-D çizelgesi devreye girer. Bu çizelgede psikiyatri maddelerinin A dilimi fıkralarının tamamı uzman erbaş adayları sütununda (-) olarak gösterilmektedir. Bu durum, psikiyatri geçmişi bulunan adayların süreçte dezavantajlı bir konumda başladığı anlamına gelse de tedavinin tamamlanmış olması, mevcut durumda herhangi bir bulgu saptanmaması ve kayıtların belirli kriterleri karşılaması halinde hukuki açıdan güçlü itiraz imkanları bulunmaktadır.

Uzman Erbaş Adaylarında Psikiyatri Kaydı Nasıl İncelenir?

Uzman erbaş adaylarının sağlık muayenesinde psikiyatri değerlendirmesi, yönetmeliğin 23. maddesindeki tam sağlam olma şartından hareketle yapılır. Sağlık kurulu, adayın mevcut ruh sağlığı durumunu klinik muayene ile değerlendirmenin yanı sıra geçmişe yönelik kapsamlı bir kayıt taraması gerçekleştirir. Bu taramada e-Nabız sistemi, MEDULA provizyon kayıtları ve SGK veritabanları incelenerek adayın daha önce herhangi bir psikiyatrik tanı alıp almadığı, antidepresan veya benzeri ilaç reçetesi yazılıp yazılmadığı ve psikiyatri polikliniklerine başvuru kaydı bulunup bulunmadığı tespit edilir. Elektronik sağlık kayıt sistemlerinin kapsamlı yapısı nedeniyle, geçmişte bir sağlık kuruluşunda psikiyatri muayenesine giren ve tanı konulan ya da ilaç tedavisi başlanan adayların bu bilgileri sağlık kurulunun erişimine açık durumdadır.

Kayıt incelemesinin kapsamı yalnızca tanı koduyla sınırlı kalmaz. Sağlık kurulu, tedavinin süresi ve niteliği, kullanılan ilaçların türü ve dozajı, tedavinin sonlandırılma biçimi ve hastanın son klinik değerlendirme sonuçları gibi detayları bir bütün olarak inceler. Hastalıklar Listesinin 16. maddesinin A diliminin birinci fıkrası geçirilmiş nevrotik bozuklukları, yani anksiyete, depresif bozukluk, obsesif spektrum bozukluğu, travma ve strese bağlı bozukluklar ile somatoform ve dissosiyatif bozuklukların tamamen şifa bulmuş hallerini kapsar. İkinci fıkra ise tedavi ile kontrol altına alınmış, remisyonda olan ancak idame tedavisi devam eden vakaları tanımlar. Her iki fıkranın da A diliminde yer almasına rağmen EK-D çizelgesinde uzman erbaş adayları sütununda (-) olarak işaretlenmiş olması, bu tür kayıtların varlığının sağlık kurulunca olumsuz değerlendirilmesinin yasal dayanağını oluşturur. Benzer şekilde Madde 17 A dilimindeki geçirilmiş uyum bozukluğu ve geçirilmiş madde kullanım bozukluğu ile Madde 18 A dilimindeki remisyonda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu da EK-D tablosunda uzman erbaş adayları için (-) olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla adayın psikiyatri geçmişindeki tanının hangi madde ve fıkra kapsamında değerlendirildiği, sürecin gidişatını doğrudan belirleyen en önemli unsurdur.

Son 3 Yıl ve 3 Ay Kuralı Uzman Erbaş Adayları İçin Nasıl Uygulanır?

Uzman erbaş alımlarında sağlık kurullarının psikiyatri geçmişi değerlendirmesinde uyguladığı son üç yıl ve üç ay kuralı, adayların e-Nabız ve MEDULA kayıtlarının ne kadar geriye dönük incelendiğiyle doğrudan ilişkilidir. Yönetmeliğin farklı maddelerinde üç yıllık ve üç aylık süreler çeşitli bağlamlarda yer almaktadır. Yönetmeliğin 18. maddesinin birinci fıkrasında ertesi yıla bırakma ve hava değişimi sürelerinin aynı tanı bakımından ilk işlem tarihinden itibaren üç yılı geçemeyeceği hükme bağlanmıştır. 25. maddenin altıncı fıkrasında ise uzman erbaşların göreve devam edip etmeyeceğinin belirlenmesi için üç yılda bir yetkili sağlık kuruluşuna kontrol muayenesine sevk edileceği düzenlenmiştir. Psikiyatri alanında ise yönetmeliğin çeşitli bölümlerinde A dilimi kapsamındaki nevrotik bozukluklar için üç ayda bir kontrol muayenesi yapılması öngörülmüştür. Bu süreler bir arada değerlendirildiğinde, sağlık kurullarının aday değerlendirmesinde son üç yıllık dönemi psikiyatrik kayıtlar açısından detaylı biçimde taradığı ve üç aylık aralıkların tedavi takip periyodu olarak esas alındığı görülmektedir.

Bu kuralın adaylar açısından pratik anlamı oldukça önemlidir. Üç yıldan daha eski bir tarihte hafif düzeyde bir depresif epizod nedeniyle kısa süreli antidepresan tedavisi görmüş, tedavisini tamamlamış ve sonrasında herhangi bir psikiyatrik başvurusu bulunmayan bir adayın durumu, son altı ay içinde aktif tedavi gören bir adaydan farklı değerlendirilmektedir. Sağlık kurulları, adayın son üç yıl ve üç aylık süredeki psikiyatrik kayıtlarını incelerken tedavinin ne zaman başlayıp bittiğini, ilaç kullanımının ne kadar sürdüğünü ve son kontrol muayenesinin tarihini özellikle dikkate alır. Mevcut durumda herhangi bir psikiyatrik belirti göstermeyen, ilaç kullanmayan ve klinik muayenede tam sağlam bulunan bir adayın geçmiş kaydı, sağlık kurulunun takdirine bağlı olmakla birlikte hukuki açıdan tartışılabilir bir alan oluşturur. Nitekim yönetmeliğin 23. maddesindeki tam sağlam ifadesi, adayın mevcut durumunu esas alan bir değerlendirmeyi işaret eder ve geçmişte yaşanmış ancak tamamen sonlanmış bir rahatsızlığın mevcut sağlık durumunu yansıtıp yansıtmadığı sorusu, idari yargıda sıklıkla tartışılan konuların başında gelmektedir.

AÇIKLAMA-1 ve AÇIKLAMA-2 ile Gelen Değişiklikler Neler Getirdi?

EK-D Personel Adaylarının Hastalıklara Göre Değerlendirme Çizelgesi, 22 Eylül 2017 tarihli ve 2017/10844 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla tamamen yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle çizelgenin sonuna eklenen iki açıklama hükmü, psikiyatri dahil tüm hastalık maddelerinin aday değerlendirmesinde nasıl yorumlanacağını doğrudan etkilemektedir. Birinci açıklama hükmü, Hastalıklar Listesinin A diliminde yer alıp da EK-D tablosunda bulunmayan maddelere ilişkin fıkraların (+) yani kabul edilir olarak değerlendirileceğini belirtir. Bu kural, tabloda açıkça listelenmemiş bir A dilimi fıkrası söz konusu olduğunda adayın lehine bir yorum yapılmasını öngörür. İkinci açıklama ise (1) ve (2) Numaralı Subay ve Astsubay Adayları Değerlendirme sütunlarındaki sınıf ve branşların yönergeyle belirleneceğini düzenler. Bu iki açıklama hükmünün pratik sonucu, EK-D tablosunun okunmasında sistematik bir yorum çerçevesi oluşturmasıdır.

Aynı 2017 değişikliğiyle Hastalıklar Listesinin psikiyatri bölümündeki maddelere de önemli açıklama notları eklenmiştir. Madde 15 D diliminin birinci ve ikinci fıkralarına eklenen açıklamalar, psikotik bozukluk ve ağır kişilik bozukluğu tanılarının resmi sağlık kuruluşlarından onaylı raporlar ile kanıtlanabilir nitelikte olması gerektiğini hükme bağlamıştır. Bu değişiklik, D dilimi kapsamında olumsuz değerlendirme yapılabilmesi için salt bir tanı kaydının yeterli olmadığını, tanının resmi bir sağlık kuruluşu tarafından onaylanmış raporlarla desteklenmesi gerektiğini ortaya koyar. Madde 17 D diliminin üçüncü fıkrasına eklenen açıklama ise mental retardasyon ve zeka yetersizliği tanılarının IQ ve diğer zeka testleri ile kanıtlanmış olması veya vasi belgesi bulunması şartını getirmiştir. Bu değişikliklerin tamamı, psikiyatrik tanıların belgelenebilirlik ve kanıtlanabilirlik standardını yükselten düzenlemelerdir ve adaylar açısından bakıldığında, yetersiz veya hatalı belgelendirmeye dayanan olumsuz kararların hukuki zeminin zayıfladığı anlamına gelmektedir. Dolayısıyla 2017 değişikliği, psikiyatri geçmişi bulunan adaylara doğrudan bir avantaj sağlamamakla birlikte, sağlık kurullarının karar verirken dayandığı belgelerin nitelik standardını artırarak usule aykırı kararların itiraz ve dava yoluyla bozulma ihtimalini güçlendirmiştir.

Psikiyatri Geçmişi Nedeniyle Olumsuz Rapor Alan Adaylar Ne Yapmalıdır?

Psikiyatri geçmişi sebebiyle olumsuz sağlık raporu alan uzman erbaş adaylarının öncelikli adımı, yönetmeliğin 81. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen itiraz haklarını süresinde kullanmaktır. Temin sürecindeki adaylara verilen sağlık kurulu raporlarına tebliğ tarihinden itibaren üç iş günü içinde itiraz edilebilir. Hafta sonu ve resmi tatiller bu süreye dahil edilmez ancak iş günleri hızla geçtiğinden olumsuz rapor tebliğ edildiği anda harekete geçilmesi zorunludur. İtiraz üzerine aday farklı bir yetkili sağlık kuruluşuna sevk edilir ve kontrol muayenesine alınır. İlk sağlık kuruluşu ile ikinci kuruluşun kararları arasında uyuşmazlık çıkması halinde aday üçüncü bir sağlık kuruluşuna gönderilir ve bu üçüncü kuruluşun vereceği rapor kesin nitelik taşır. Psikiyatri değerlendirmesinde klinik muayene bulgularının ve kayıt yorumlarının öznel unsurlar içerebilmesi nedeniyle, farklı sağlık kurullarının aynı aday hakkında farklı kanaatlere ulaşması tıbbi açıdan olağan bir durumdur.

İtiraz sürecini etkili bir şekilde yönetmek için adayın elindeki tüm belgeleri düzenli biçimde hazırlaması büyük önem taşır. Geçmişte alınan psikiyatrik tanının niteliği, tedavinin kapsamı ve süresi, tedavinin başarıyla sonlandırılıp sonlandırılmadığı ve tedavi sonrası dönemde herhangi bir relaps yaşanıp yaşanmadığına ilişkin tıbbi belgeler, itiraz sürecinde adayın lehine değerlendirilebilecek kritik unsurlardır. Özellikle geçirilmiş ve tamamen sonlanmış hafif düzeydeki nevrotik bozukluklar için, tedavinin tamamlanmış olduğunu gösteren epikriz raporu ve son psikiyatrik muayenede herhangi bir patolojik bulgu saptanmadığını belgeleyen güncel rapor, adayın mevcut durumda tam sağlam olduğunu destekleyen güçlü kanıtlar oluşturur. Sağlık kurulu, geçmişteki tanı kaydını esas alarak olumsuz rapor düzenlemiş olsa dahi, adayın mevcut ruh sağlığı durumunun tam sağlam olduğunu ortaya koyan güncel ve kapsamlı psikiyatrik değerlendirme raporları, hakem hastane aşamasında veya ilerleyen hukuki süreçte belirleyici rol oynayabilmektedir.

Psikiyatri Geçmişine Dayalı Olumsuz Rapora İtiraz ve İptal Davası Süreci

Psikiyatri geçmişi nedeniyle uzman erbaş adaylığından elenen kişiler, itiraz sürecinden de olumsuz sonuç almaları halinde idari yargı yoluna başvurabilir. Olumsuz idari işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde yetkili idare mahkemesinde iptal davası açılması gerekmektedir. Dava dilekçesinde ileri sürülebilecek hukuki gerekçelerin başında, sağlık kurulunun yönetmeliğin 23. maddesindeki tam sağlam kriterini adayın mevcut durumunu değerlendirmek yerine salt geçmiş kayıtlara dayalı olarak uygulamış olması gelmektedir. Yönetmelik, adayın muayene anındaki sağlık durumunun değerlendirilmesini esas almakta olup yalnızca geçmişte bir psikiyatrik tedavi kaydı bulunmasının, adayın mevcut durumda tam sağlam olmadığı sonucunu doğurması hukuken tartışmalıdır. Bunun yanı sıra EK-D çizelgesinde psikiyatri maddelerinin (-) olarak işaretlenmiş olmasının, tamamen iyileşmiş ve mevcut durumda herhangi bir bulgusu bulunmayan adaylara uygulanmasının ölçülülük ilkesiyle bağdaşıp bağdaşmadığı da mahkemece değerlendirilecek önemli bir hukuki sorundur.

İptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talebinde bulunulması, uzman erbaş alım sürecinin takvime bağlı yapısı göz önüne alındığında büyük önem taşımaktadır. Yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde adayın alım sürecindeki konumu korunur ve dava sonuçlanana kadar eleme işlemi askıya alınır. Mahkeme, psikiyatri geçmişine ilişkin uyuşmazlıklarda dosyayı Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanesinin psikiyatri anabilim dalına göndererek bilirkişi incelemesi yaptırır. Bilirkişi, adayın geçmişte aldığı tanının mevcut duruma etkisi, tedavinin başarı düzeyi ve adayın muayene anındaki ruh sağlığı durumu hakkında detaylı bir rapor hazırlar.

Dosyanızı birlikte değerlendirelim.

Somut olayınıza ilişkin değerlendirme ve randevu için bize ulaşabilirsiniz.

Ara WhatsApp