
İşitme kaybı, uzman erbaş adaylık sürecinde Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin EK-C Hastalıklar Listesinin 19 uncu maddesi kapsamında değerlendirilir. Bu madde işitme kayıplarını derecelerine, tek veya çift taraflı olmalarına ve etkilenen frekanslara göre A, B, C ve D dilimlerinde sınıflandırmaktadır. Yönetmeliğin 19 uncu maddesindeki açıklama hükmü gereğince işitme eşiklerinin hesaplanmasında 500 Hz, 1000 Hz ve 2000 Hz frekanslarındaki saf ses ortalamaları esas alınır. Bir kulağın işitmesinin 0-25 desibel arasında sağlam olduğu, diğer kulakta ise total olmayan işitme kaybı bulunduğu durumlar A diliminin birinci fıkrasında düzenlenmiştir. Her iki kulakta 26 desibelden başlayıp 40 desibele ulaşmayan işitme kayıpları A diliminin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilirken bir veya iki kulakta 4000 Hz ve daha yüksek frekanslardan itibaren 60 desibelin üzerinde sensörinöral işitme kaybı bulunması üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
A diliminin dördüncü fıkrasında ise bir kulakta 26-40 desibel arasında, 40 desibel hariç olmak üzere, diğer kulakta 40-65 desibel arasında işitme kaybı bulunan olgular yer almaktadır. Ancak uzman erbaş adayları açısından belirleyici olan yalnızca işitme kaybının A diliminde bulunması değildir. EK-D Personel Adaylarının Hastalıklara Göre Değerlendirme Çizelgesinde Madde 19’un A diliminin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının tamamı uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş/er adaylarına ait sütunda eksi işaretiyle kodlanmıştır. Bu nedenle hafif dereceli veya tek taraflı işitme kayıpları dahi belirtilen fıkralardan birine girdiğinde uzman erbaş adaylığına engel oluşturur. Yönetmeliğin 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince EK-D çizelgesinde olumsuz kodlanan hastalıklar için “Uzman Erbaş veya Sözleşmeli Erbaş/Er Olamaz” kararı verilmektedir. Dolayısıyla genel askerlik yükümlülerinin sağlık yeterliliği ile uzman erbaş adaylarının sağlık yeterliliği birbirinden farklı değerlendirilmelidir.
Uzman erbaş adaylarının işitme değerlendirmesinde kullanılan temel inceleme saf ses odyometri testidir. Bu testte sağ ve sol kulağın farklı frekanslardaki işitme eşikleri ayrı ayrı ölçülerek işitme kaybının düzeyi belirlenir. Yönetmeliğin 19 uncu maddesi bakımından 500, 1000 ve 2000 Hz frekanslarının aritmetik ortalaması önem taşımaktadır. Örneğin bir adayın sağ kulağında bu üç frekansta sırasıyla 15, 20 ve 25 desibellik işitme eşikleri ölçülmüşse sağ kulağın saf ses ortalaması 20 desibel olarak hesaplanır. Ancak yalnızca konuşma frekanslarındaki ortalamanın normal olması, adayda yüksek frekanslı işitme kaybı bulunmadığını göstermez. Özellikle 4000 Hz ve üzerindeki frekanslarda ortaya çıkan sensörinöral işitme kayıpları, konuşma frekansları normal olsa dahi yönetmeliğin 19/A/3 fıkrası kapsamında ayrıca değerlendirilir. Bunun yanında 19 uncu maddenin B diliminin ikinci fıkrası her iki kulakta 40 desibel dâhil olmak üzere 65 desibelin altında bulunan işitme kayıplarını, üçüncü fıkrası ise bir kulak normal işitirken diğer kulakta konuşma frekanslarında 90 desibel veya üzerinde kayıp bulunan ve belirtilen işitsel beyin sapı yanıtı testi şartını karşılayan olguları düzenlemektedir. Her iki kulakta 65 desibel ve üzerindeki ağır işitme kayıpları ise D diliminin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmektedir.
Sağlık kurulu muayenesinde odyometrinin uygun koşullarda ve güvenilir cihazlarla gerçekleştirilmesi, sınır değerlere yakın sonuçların doğru yorumlanması açısından önemlidir. Dış kulak yolunda buşon bulunması, orta kulakta sıvı birikmesi veya test sırasında yeterli ses yalıtımının sağlanmaması ölçüm sonuçlarını etkileyebilir. Hava yolu ve kemik yolu işitme eşikleri arasındaki farklılıklar da işitme kaybının iletim tipi, sensörinöral veya mikst özellikte olduğunun belirlenmesine yardımcı olur. Özellikle odyometri sonuçları arasında belirgin farklılık bulunan adaylarda timpanometri, konuşma odyometrisi ve gerekli görülmesi halinde işitsel beyin sapı yanıtı testi gibi ek incelemelerle değerlendirme desteklenebilir. Sağlık kurulunun işitme kaybını hangi frekans ölçümlerine dayanarak sınıflandırdığı ve bu sınıflandırmanın EK-D çizelgesindeki karşılığı, olumsuz raporun hukuki denetiminde belirleyici unsurlardır.
Tek Taraflı İşitme Kaybı ile Çift Taraflı Kayıp Arasındaki Fark Nedir?
Tek taraflı işitme kaybı ile çift taraflı işitme kaybı arasındaki temel fark, işitme bozukluğunun bir kulakta mı yoksa her iki kulakta mı bulunduğudur. Ancak uzman erbaş adayları açısından her iki durum da işitme kaybının derecesine göre olumsuz sağlık kurulu raporuyla sonuçlanabilir. Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin 19 uncu maddesinin A diliminin birinci fıkrası, bir kulağın 0-25 desibel arasında sağlam olduğu ve diğer kulakta total olmayan işitme kaybı bulunduğu durumları düzenlemektedir. Bu fıkranın EK-D çizelgesinde uzman erbaş adayları için eksi işaretiyle kodlanmış olması nedeniyle diğer kulağın normal işitmesi, tek taraflı işitme kaybının adaylığa engel oluşturmasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Örneğin sağ kulağında 20 desibel, sol kulağında 35 desibel saf ses ortalaması bulunan bir adayda, başka bir sınıflandırmayı gerektiren ek bulgu yoksa, 19/A/1 fıkrası gündeme gelebilir.
Bu fıkra uzman erbaş adayları için olumsuz kodlandığından yalnızca sağlam kulağın bulunması olumlu değerlendirme yapılması için yeterli değildir. Çift taraflı işitme kaybında ise her iki kulağın işitme eşikleri birlikte değerlendirilir. Her iki kulakta 26 desibelden başlayıp 40 desibele ulaşmayan düzeyde işitme kaybı bulunduğunda A diliminin ikinci fıkrası, her iki kulakta 40-65 desibel arasında kayıp bulunduğunda ise B diliminin ikinci fıkrası uygulanabilir. Bununla birlikte bu fıkraların tamamı uzman erbaş adaylığı bakımından olumsuz sonuç doğurmaktadır. Bir kulakta hafif, diğer kulakta daha ileri derecede kayıp bulunan asimetrik olgularda ise 19/A/4 veya B diliminin ilgili fıkraları gündeme gelebilir. Özellikle bir kulakta 26-65 desibel arasında, 65 desibel hariç olmak üzere, diğer kulakta 65 desibel veya üzerinde işitme kaybı bulunması B diliminin birinci fıkrasında düzenlenmiştir. Dolayısıyla tek ve çift taraflı işitme kayıplarının farklı fıkralarda sınıflandırılması, uzman erbaş adayları bakımından mutlaka farklı kabul sonuçları ortaya çıkarmamaktadır.
Tek taraflı işitme kaybının değerlendirilmesinde önemli uyuşmazlıklardan biri, işitme kaybının total olup olmadığı ve saf ses odyometrisi ile objektif işitme testlerinin birbiriyle uyumlu bulunup bulunmadığıdır. Yönetmeliğin 19/B/3 fıkrası, bir kulağın işitmesi normal olduğu halde diğer kulakta konuşma frekanslarında 90 desibel ve üzerinde işitme kaybı bulunan olguları özel olarak düzenlemektedir. Ancak bu fıkranın uygulanabilmesi için 100 desibel seviyesindeki klik uyaranıyla yapılan işitsel beyin sapı yanıtı testinde, ABR olarak da bilinen incelemede, yanıt elde edilememiş olması şartı bulunmaktadır. Bu nedenle yalnızca odyometri sonucunda tek kulakta 90 desibel veya üzerinde işitme kaybı ölçülmesi, belirtilen B dilimi fıkrasının bütün koşullarının gerçekleştiğini kendiliğinden göstermez. İşitme kaybının derecesinin belirlenmesinde objektif test sonuçlarının değerlendirilmesi önem taşır. Bir diğer önemli ayrım ise yüksek frekanslı işitme kayıplarıdır. Yönetmeliğin 19/A/3 fıkrası bir veya iki kulakta 4000 Hz ve daha yüksek frekanslardan itibaren 60 desibelin üzerinde sensörinöral kayıp bulunmasını düzenlerken B diliminin dördüncü fıkrası, işitmenin A dilimi düzeyinde azaldığı ve her iki kulakta yüksek frekanslı kaybın belirtilen sınırları aştığı durumları kapsamaktadır.
Bu nedenle tek kulakta yüksek frekanslı işitme kaybı bulunan bir adayın iki taraflı kayıp varmış gibi değerlendirilmesi yanlış hastalık kodunun uygulanmasına neden olabilir. Ancak A diliminin üçüncü fıkrası da EK-D çizelgesinde uzman erbaş adayları için eksi işareti taşıdığından, sınıflandırmanın B diliminden A dilimine değişmesi tek başına adaylığa kabul hakkı sağlamaz. İşitme kaybının gerçekten mevcut olmadığı, ölçümlerin teknik nedenlerle hatalı olduğu veya adayın yönetmelikte sağlam kabul edilen sınırlar içerisinde bulunduğu durumların ortaya konulması ise farklı bir hukuki değerlendirme gerektirir. Bu nedenle odyometri sonuçlarında frekans bazındaki değerlerin, sağ ve sol kulak ayrımının, işitme kaybının tipinin ve gerekli objektif testlerin birlikte incelenmesi önem taşır. Ayrıca göreve başladıktan sonra işitme kaybı gelişen uzman erbaşların sağlık yeterliliği, adayların tabi olduğu EK-D çizelgesinden farklı olarak yönetmeliğin 25 ve 26 ncı maddeleri ile ilgili sınıflandırma veya branş belirleme çizelgeleri kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle adaylığa engel oluşturan bir işitme kaybı, görevde bulunan uzman erbaş açısından aynı hukuki sonucu otomatik olarak doğurmaz.
Kulak Ameliyatı veya Kulak Zarı Perforasyonu Olan Adayların Durumu Nedir?
Kulak ameliyatı geçiren veya kulak zarında perforasyon bulunan uzman erbaş adaylarının durumu, ameliyatın türüne, kulak zarının güncel yapısına, işitme fonksiyonuna ve orta kulakta kalıcı hastalık bulunup bulunmadığına göre değerlendirilir. Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin EK-C Hastalıklar Listesinin 21 inci maddesi orta kulak hastalıkları, belirli kulak ameliyatları ve vestibüler sistem rahatsızlıklarına ilişkin hükümler içermektedir. A diliminin birinci fıkrası orta kulağın işitme fonksiyonunu bozmayan veya 19 uncu maddenin A dilimi kadar azaltan kataral, sikatrisyel, adeziv ve sklerotik iltihapları, otosklerozu ve bazı iç kulak hastalıklarını kapsamaktadır. Aynı fıkrada işitme fonksiyonunu bozmayan, belirti vermeyen küçük kalker plaklarının sağlam kabul edileceği ayrıca belirtilmiştir. A diliminin ikinci fıkrası, işitme fonksiyonu normal sınırlarda bulunan açık otit skatrisyel değişikliklerini, pars tensa adezyonlarını ve otoskopik muayenede dibi görülemeyen atik retraksiyon poşlarını düzenlemektedir. Üçüncü fıkra işitme fonksiyonu normal sınırlarda olan tek veya çift taraflı stapedotomi ve stapedektomi ameliyatlarını, dördüncü fıkra ise işitme kuvvetini 19 uncu maddenin A dilimi kadar azaltan basit mastoidektomi, osiküloplasti, timpanotomi ve timpanoplasti ameliyatlarını kapsamaktadır.
Madde 21’in A dilimindeki birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraların tamamı EK-D çizelgesinde uzman erbaş adayları için eksi işaretiyle kodlanmıştır. Bu nedenle söz konusu fıkralarda tanımlanan ameliyat veya hastalık durumu mevcutsa, işitme kaybının hafif olması ya da bazı ameliyatlardan sonra normal işitmenin korunmuş bulunması adaylığa kabul için tek başına yeterli değildir. Bununla birlikte geçmişte geçirilen her kulak ameliyatının ayrım yapılmadan aynı hastalık fıkrasına yerleştirilmesi de doğru değildir. Özellikle timpanoplasti geçirmiş ve güncel işitmesi tamamen sağlam olan bir adayda, ameliyatın kapsamının, mevcut otoskopik bulguların ve 21/A/4 fıkrasındaki işitme koşulunun birlikte değerlendirilmesi gerekir. Benzer şekilde yalnızca kulak zarının onarılmış olması ile orta kulak kemikçiklerine veya mastoid kemiğe yönelik daha kapsamlı cerrahi müdahalelerin gerçekleştirilmiş olması aynı klinik durumu ifade etmez.
Kulak zarı perforasyonu, timpanik membranda delik veya açıklık bulunması durumudur ve travma, enfeksiyon veya başka nedenlerle ortaya çıkabilir. Uzman erbaş adaylarında perforasyonun değerlendirilmesi sırasında deliğin boyutu, bulunduğu bölge, aktif enfeksiyon veya akıntı varlığı, orta kulağın durumu ve işitme üzerindeki etkisi birlikte incelenmelidir. Kulak zarındaki her perforasyon kalıcı nitelikte değildir. Özellikle travmatik perforasyonların bir bölümü uygun takip ve tedaviyle kendiliğinden kapanabilirken kronik orta kulak hastalıklarına bağlı perforasyonlarda kalıcı yapısal değişiklikler bulunabilir. Bununla birlikte kulak zarındaki deliğin kapanmış olması, adayda mutlaka hiçbir hastalık veya sekel kalmadığını göstermez. İyileşme sonrasında kulak zarında skar dokusu, kalınlaşma, yapışıklık veya retraksiyon gelişmişse bu bulgular 21 inci maddenin ilgili fıkraları bakımından değerlendirilir. Aktif perforasyonu bulunan adaylarda ise eşlik eden kronik orta kulak iltihabı, akıntı, kolesteatom ve işitme kaybı gibi bulguların araştırılması gerekir. Madde 21’in B diliminin ikinci fıkrasında, gerekli radyolojik bulgularla birlikte belirli düzeyde işitme kaybına neden olan tek taraflı kolesteatomlu veya kronik pürülan akıntılı orta kulak iltihabı düzenlenmiştir.
B diliminin üçüncü fıkrası ise diğer kulağın sağlam veya 19 uncu maddenin A dilimi düzeyinde işittiği durumlarda, dış kulak yolu arka duvar bütünlüğünün bozulduğu radikal veya modifiye radikal mastoidektomi ameliyatlarını kapsamaktadır. Bu nedenle basit bir kulak zarı perforasyonu ile kolesteatomlu kronik orta kulak hastalığı veya radikal mastoidektomi ameliyatı aynı sağlık kategorisinde değerlendirilmemelidir. Adayların perforasyon nedeniyle olumsuz rapor almaları halinde kulak burun boğaz muayene kayıtlarını, otoskopik veya otoendoskopik görüntüleme bulgularını, odyometri ve timpanometri sonuçlarını, varsa ameliyat epikrizini ve patoloji raporunu birlikte sunmaları önem taşır. Özellikle geçmişte kaydedilen perforasyonun güncel muayenede bulunmaması, ilk tanının yanlış olması veya sağlık kurulunun ameliyatın türünü hatalı belirlemesi, uygulanan hastalık kodunun doğruluğunu sorgulatabilir. Ancak sağlık kurulunun kararını yalnızca ameliyat geçmişine dayandırdığı durumlarda, söz konusu ameliyatın yönetmeliğin hangi fıkrasında düzenlendiği ayrıca incelenmelidir. Bu nedenle ameliyat sonrasında işitmenin düzelmesi tek başına olumlu rapor verilmesini zorunlu kılmaz; hastalık ve ameliyat sınıflandırmasının bir bütün olarak doğru yapılması gerekir.
İşitme Kaybı Nedeniyle Olumsuz Rapor Alan Adayların İtiraz ve İptal Davası Süreci
İşitme kaybı nedeniyle uzman erbaş adaylığı için olumsuz sağlık kurulu raporu alan kişiler, raporun kendilerine tebliğ edilmesinden itibaren üç iş günü içerisinde itiraz hakkını kullanabilir. Bu süre, Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin 81 inci maddesinin ikinci fıkrasında temin sürecindeki adaylar için özel olarak düzenlenmiştir. Ayrıca 19 Mayıs 2026 tarihinde yayımlanan Sağlık Raporları Yönetmeliği’nin 63 üncü maddesinin ikinci fıkrası da Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı adaylarına ilişkin sağlık raporlarına üç iş günü içerisinde itiraz edilebileceğini düzenlemektedir. Buna karşılık hâlihazırda görev yapan personelin sağlık raporlarına itirazında genel olarak otuz günlük süre öngörülmektedir. Bu nedenle uzman erbaş adaylarının görevdeki personel için belirlenen daha uzun süreye güvenerek başvurularını geciktirmemesi gerekir. Adayın sağlık kurulu raporuna itirazı, raporu düzenleyen sağlık kuruluşunun bulunduğu veya adayın ikamet ettiği ilin il sağlık müdürlüğüne yapılabilir. Sağlık Raporları Yönetmeliği’nin 58 inci maddesi kapsamında itiraz üzerine aday, askeri sağlık raporu vermeye yetkili uygun başka bir sağlık kuruluşuna gönderilerek yeniden değerlendirilir. İlk sağlık kurulu raporu ile itiraz üzerine düzenlenen ikinci sağlık kurulu raporunun aynı yönde olması durumunda rapor kesinleşir. Rapor kararlarının farklı olması halinde ise aday bölge hakem hastaneye sevk edilir ve bu hastanenin sağlık kurulunca verilen karar, sağlık raporuna ilişkin idari itiraz süreci bakımından kesin nitelik taşır.
Ayrıca Sağlık Raporları Yönetmeliği’nin 63 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince hakem hastane görevlendirmesinin ilgili kişiye veya kuruma bildirilmesinden itibaren en geç yirmi gün içerisinde randevu talebinde bulunulması gerekir. İşitme kaybı nedeniyle olumsuz rapor alan adayların itirazlarında en önemli husus, odyometri sonuçlarının doğru ölçülüp ölçülmediğinin ve hastalık sınıflandırmasının yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığının belirlenmesidir. Özellikle 500, 1000 ve 2000 Hz frekanslarındaki saf ses ortalamasının yanlış hesaplanması, sağ ve sol kulak sonuçlarının karıştırılması, yüksek frekans kaybının hatalı değerlendirilmesi veya kulak zarı ve orta kulak hastalıklarının yanlış sınıflandırılması itirazın tıbbi dayanaklarını oluşturabilir. Adayların önceki ve güncel odyometri raporlarını, kulak burun boğaz uzmanı değerlendirmelerini, gerekli objektif işitme testlerini ve varsa ameliyat belgelerini birlikte sunması, raporun yeniden incelenmesine yardımcı olabilir.
İşitme kaybı nedeniyle verilen olumsuz sağlık raporuna dayanılarak uzman erbaş adaylık işlemleri sonlandırılan kişiler, hukuka aykırı olduğunu düşündükleri idari işlemlere karşı idare mahkemesinde iptal davası açabilir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7 nci maddesi gereğince özel bir süre öngörülmeyen idari uyuşmazlıklarda genel dava açma süresi altmış gündür. Ancak bu sürenin hangi işlemin tebliğinden itibaren başlayacağı, sağlık raporuna yapılan itirazın niteliği, hakem hastane sürecinin tamamlanıp tamamlanmadığı ve adaylığın sonlandırılmasına ilişkin işlemin hangi tarihte tesis edildiği somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Sağlık raporuna ilişkin üç iş günlük idari itiraz süresi ile iptal davası açma süresi birbirinden farklı hukuki süreçlerdir. Ayrıca sağlık raporuna itiraz edilmesinin her durumda dava açma süresini kendiliğinden durduracağı kabul edilmemelidir. İdare mahkemesinde açılacak davalarda sağlık kurulunun belirlediği işitme kaybının derecesi, odyometri testinin güvenilirliği, kullanılan hastalık kodunun doğruluğu ve EK-D çizelgesinin ilgili adaylık sütununun doğru uygulanıp uygulanmadığı incelenebilir.
Gerekli görülmesi halinde kulak burun boğaz hastalıkları ve odyoloji alanlarında bilirkişi incelemesi yapılması veya yetkili sağlık kuruluşundan yeni değerlendirme alınması mümkündür. Özellikle sınır değerlerde bulunan işitme kayıplarında odyometri cihazının kalibrasyonu, test ortamının ses yalıtımı, uygulanan ölçüm yöntemi ve farklı tarihlerde elde edilen sonuçlar arasındaki tutarlılık önem taşır. Bununla birlikte Madde 19’un A dilimindeki bütün fıkraların uzman erbaş adayları için EK-D çizelgesinde eksi işaretiyle kodlanmış olması nedeniyle, yalnızca işitme kaybının B diliminden A dilimine düşürülmesi adaylığın kabulünü sağlamak için yeterli değildir. Hukuki uyuşmazlığın merkezinde işitme kaybının gerçekten mevcut olup olmadığı, doğru ölçülüp ölçülmediği ve adayın yönetmelikte sağlam kabul edilen sınırlar içerisinde bulunup bulunmadığı yer almalıdır. Ayrıca kulak ameliyatı geçirmiş adaylarda 21 inci maddenin uygulanma koşulları, ameliyatın gerçek türü, güncel işitme durumu ve kalıcı sekellerin varlığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Örneğin adayın geçmişte kulak zarı perforasyonu geçirmiş olması ile güncel muayenede aktif perforasyon veya kronik orta kulak hastalığı bulunması farklı durumlardır. Bu ayrımın sağlık kurulu tarafından yeterli tıbbi inceleme yapılmadan değerlendirilmesi, somut olaydaki diğer koşullara bağlı olarak raporun hukuki denetiminde önem taşıyabilir. Ancak sonradan elde edilen normal bir odyometri sonucu da önceki raporun düzenlendiği tarihte mutlaka hatalı olduğunu tek başına kanıtlamaz. Bilirkişi değerlendirmesinde sağlık kurulunun karar tarihindeki klinik bulgular ile daha sonra elde edilen sonuçların birlikte ele alınması gerekir.