
Renk körlüğü, uzman erbaş adaylık sürecinde sağlık muayenesinin göz hastalıkları aşamasında tespit edilen ve adayların büyük bölümünün muayene öncesinde farkında olmadığı bir durumdur. Tıp terminolojisinde diskromatopsi olarak adlandırılan renk görme bozuklukları, kırmızı yeşil eksikliğinden tüm renklerin gri tonlarında algılanmasına kadar geniş bir yelpazede seyretmektedir. TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 23. maddesinin ikinci fıkrası, uzman erbaş adaylarında diskromatopsi bulunmaması gerektiğini açık ve doğrudan bir hükümle ortaya koymaktadır. Bu hüküm, Hastalıklar Listesindeki dilim sınıflandırmasından bağımsız olarak işleyen genel bir koşuldur ve diskromatopsinin derecesine bakılmaksızın uzman erbaş adaylığı için engel oluşturduğu anlamına gelmektedir. Hastalıklar Listesinin 8. maddesinin A diliminin birinci fıkrası, görme derecesi tam olan diskromatopsiyi kapsamakta ve EK-D Personel Adaylarının Hastalıklara Göre Değerlendirme Çizelgesinde bu fıkra uzman erbaş adayları sütununda eksi işaretiyle listelenmiştir. Dolayısıyla diskromatopsi hem Madde 23 üzerinden doğrudan yasaklanmış hem de EK-D üzerinden ayrıca engel olarak işaretlenmiş iki kademeli bir engel yapısına sahiptir.
Renk körlüğünün genetik geçişli ve tedavi edilemeyen bir durum olması, adayların büyük çoğunluğunun bu engeli aşma umuduyla değil, tanının doğruluğunu sorgulama amacıyla hukuki süreçlere başvurmasına yol açmaktadır. Sağlık muayenesinde uygulanan renk görme testlerinin koşulları, kullanılan test materyalinin güncelliği ve sonucun yorumlanma biçimi, diskromatopsi tespitinin güvenilirliğini doğrudan etkileyen değişkenlerdir. Özellikle çok hafif derecede renk görme anomalisi bulunan adaylarda test sonuçlarının sınırda kalması ve farklı test koşullarında farklı sonuçlar ortaya çıkması olağan bir durumdur. Bu nedenle diskromatopsi tanısı konulan her adayın bu tanıyı kesin kabul etmesi gerekmemekte olup test koşullarının ve sonuçlarının hukuki denetimi anlamlı bir seçenek olarak değerlendirilmelidir.
Uzman Erbaş Adaylarında Renk Körlüğü Nasıl Değerlendirilir?
Uzman erbaş sağlık muayenesinde renk görme değerlendirmesi, göz hastalıkları bölümünde gerçekleştirilen muayenenin ayrılmaz bir parçasıdır. Sağlık kurullarında renk görme tespiti için en yaygın kullanılan yöntem Ishihara pseudoizokromatik test kartlarıdır. Bu test, farklı renk noktalarından oluşan daireler içinde gizlenmiş rakam veya şekillerin adaydan tanımlanmasını istemektedir. Kırmızı yeşil renk görme bozukluğu bulunan bireyler, bu kartlardaki rakamları ya yanlış okumakta ya da hiç algılayamamaktadır. Ishihara testinin yanı sıra bazı sağlık kuruluşlarında Farnsworth D-15 testi, Hardy Rand Rittler kartları veya anomaloskop cihazı gibi ek değerlendirme yöntemleri de kullanılabilmektedir. Anomaloskop, renk görme bozukluğunun tipini ve derecesini en hassas biçimde belirleyen altın standart test olarak kabul edilmekle birlikte, her sağlık kuruluşunda bulunmamaktadır. Sağlık kurulunun hangi test yöntemini uyguladığı ve bu testin standardize koşullarda gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, sonucun güvenilirliğini doğrudan etkileyen bir faktördür.
Yönetmeliğin 23. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan diskromatopsi yasağı, renk görme bozukluğunun herhangi bir derecedeki varlığını engel olarak tanımlamaktadır. Bu düzenleme, Hastalıklar Listesinin 8. maddesindeki dilim sınıflandırmasıyla birlikte okunduğunda bütünsel bir yapı ortaya çıkmaktadır. Madde 8 A diliminin birinci fıkrası görme derecesi tam veya A dilimine uygun olan diskromatopsiyi, B diliminin ikinci fıkrası görme derecesi B dilimine kadar olan diskromatopsiyi, D diliminin ikinci fıkrası görme derecesi B diliminden az olan diskromatopsiyi ve D diliminin üçüncü fıkrası ise görme derecesi ne olursa olsun akromatopsiyi yani tüm renk körlüğünü kapsamaktadır. EK-D çizelgesinde Madde 8 A diliminin birinci fıkrası uzman erbaş adayları sütununda eksi işareti taşımaktadır. Görme derecesi tam olsa bile diskromatopsi bulgusu tespit edilen aday, hem Madde 23 gereğince hem de EK-D gereğince olumsuz değerlendirilmektedir. Askeri öğrenci adaylarında diskromatopsi yasağı Madde 35 ile düzenlenmiş olup her iki statüde de benzer biçimde kesin bir engel oluşturmaktadır. Subay ve astsubay adayları için de Madde 71 aynı yasağı içerdiğinden, diskromatopsi tüm askeri personel statüleri için tutarlı biçimde engel teşkil etmektedir.
Kısmi Renk Körlüğü ile Total Renk Körlüğü Arasında Fark Var mı?
Renk görme bozuklukları klinik açıdan birbirinden belirgin biçimde farklı tablolara sahip alt gruplara ayrılmaktadır. Kısmi renk körlüğü olarak tanımlanan anomal trikromazi, üç temel renk algılama koni hücresinden birinin normal dışı çalışması sonucu ortaya çıkan ve en yaygın görülen renk görme bozukluğudur. Bu grupta deuteranomali yani yeşil algılamadaki zayıflık en sık rastlanan tip olup erkek nüfusun yaklaşık yüzde beşinde görülmektedir. Protanomali kırmızı algılamadaki zayıflığı, tritanomali ise mavi algılamadaki zayıflığı ifade etmektedir. Dikromazi olarak adlandırılan durumda ise üç koni hücresinden biri tamamen işlev görmemekte ve iki temel renkle görme gerçekleşmektedir. Protanopi kırmızı konisinin yokluğunu, deuteranopi yeşil konisinin yokluğunu, tritanopi ise mavi konisinin yokluğunu ifade etmektedir. Akromatopsi ise tüm koni hücrelerinin işlevsiz olduğu ve dünyanın yalnızca gri tonlarında algılandığı en ağır tablodur.
TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği bu klinik alt gruplar arasında uzman erbaş adayları açısından ayrım gözetmemektedir. Yönetmeliğin 23. maddesindeki hüküm diskromatopsi kavramını kullanmakta olup bu terim, anomal trikromaziden akromatopsiye kadar tüm renk görme bozukluklarını kapsayan genel bir tanımdır. Dolayısıyla çok hafif derecede deuteranomali bulunan bir aday ile tamamen renk göremeyen bir aday, yönetmelik uygulaması bakımından aynı hukuki sonuçla karşılaşmaktadır. Ancak klinik şiddet farkı, tanı koyma sürecinde önemli bir değişken oluşturmaktadır. Hafif anomal trikromazi bulunan bireylerin Ishihara testinde yalnızca birkaç kartı yanlış okuması veya sınırda performans göstermesi mümkündür. Hastalıklar Listesinin uçucu personele ilişkin açıklamalarında Ishihara testinde en az on dört kart görmek koşuluyla iki veya daha az yanlış yapanların sağlam kabul edildiği belirtilmiştir. Bu kriter doğrudan uzman erbaş adaylarına uygulanmamakla birlikte, renk görme değerlendirmesinde mutlak bir eşik yerine belirli bir hata payının tanınmış olduğunu gösteren bir referans noktası oluşturmaktadır. Sağlık kurulunun tespit ettiği renk görme bozukluğunun klinik sınıflandırması ve şiddeti, itiraz ve dava süreçlerinde detaylı biçimde incelenmesi gereken teknik bir veridir.
Renk Körlüğü Test Sonuçlarının Güvenilirliği
Renk görme testlerinin sonuçları, testin uygulanma koşullarına bağlı olarak değişkenlik gösterebilmektedir. Ishihara test kartlarının doğru sonuç vermesi için belirli aydınlatma koşullarının sağlanması gerekmektedir. Standart uygulama, testin gün ışığını taklit eden yaklaşık 6500 Kelvin renk sıcaklığındaki aydınlatma altında gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Floresan aydınlatma, akkor lamba veya doğal gün ışığının yetersiz olduğu ortamlarda yapılan testlerde renk algısı değişebilmekte ve sınırda bulunan adaylarda farklı sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Test kartlarının fiziksel durumu da sonucu etkileyen bir diğer değişkendir. Uzun süre kullanılmış, solmuş veya yıpranmış Ishihara kartlarındaki renk doygunluğu azalmakta ve bu durum özellikle hafif derecede renk görme bozukluğu bulunan bireylerde hatalı pozitif sonuçlara yol açabilmektedir. Testin uygulama süresi de standardizasyon gerektiren bir parametredir ve her karta bakış süresinin üç ila beş saniye olarak belirlenmesi, değerlendirmenin tutarlılığı açısından önemlidir.
Sınır vakalarda tek bir testin sonucuna dayanarak karar verilmesinin güvenilirliği, oftalmoloji literatüründe de tartışma konusudur. Ishihara testi yüksek duyarlılığa sahip bir tarama testidir ve renk görme bozukluğunu yakalama kapasitesi oldukça yüksektir. Ancak testin özgüllüğü, özellikle hafif anomal trikromazi olgularında mutlak değildir. Yani Ishihara testinde birkaç kart yanlış okuyan her bireyin klinik olarak anlamlı düzeyde diskromatopsisi bulunduğu söylenemez. Bu nedenle sağlık kurulunun Ishihara testi sonucunu doğrulamak amacıyla anomaloskop muayenesi uygulaması, tanının güvenilirliğini artıran kritik bir adımdır. Anomaloskop, Rayleigh eşlemesi prensibiyle çalışarak kırmızı yeşil eksenindeki renk algısını kantitative olarak ölçmektedir. Bu cihazla yapılan değerlendirmede normal trikromazi, anomal trikromazi ve dikromazi arasındaki ayrım kesin biçimde ortaya konabilmektedir. Sağlık kurulunun yalnızca Ishihara kartlarıyla diskromatopsi tanısı koyması ve anomaloskop gibi doğrulayıcı bir test uygulamadan eleme kararı vermesi, özellikle sınır vakalarda itiraz ve dava süreçlerinde sorgulanabilecek bir değerlendirme eksikliğidir. Adayların muayene öncesinde kendi renk görme durumlarını öğrenmek amacıyla bir göz hastalıkları uzmanından kapsamlı renk görme testi yaptırması ve test sonuçlarını belgelemeleri, sürecin nasıl ilerleyeceğine dair gerçekçi bir öngörü oluşturmalarını sağlar.
Renk Körlüğü Nedeniyle Olumsuz Rapor Alan Adayların Hakları
Renk körlüğü nedeniyle olumsuz sağlık raporu alan uzman erbaş adayları, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 81. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen itiraz mekanizmasını kullanma hakkına sahiptir. Temin sürecindeki adaylara verilen sağlık kurulu raporlarına tebliğ tarihinden itibaren üç iş günü içinde itiraz edilebilir. Hafta sonu ve resmi tatiller bu süreye dahil değildir ancak üç iş günü son derece kısa bir süredir ve olumsuz raporun tebliğ edildiği anda derhal harekete geçilmesi gerekmektedir. İtiraz üzerine aday farklı bir yetkili sağlık kuruluşuna sevk edilerek yeniden muayene edilir. Renk körlüğü değerlendirmesinde itiraz süreci, farklı sağlık kuruluşlarındaki test koşullarının ve kullanılan değerlendirme yöntemlerinin farklılık göstermesi nedeniyle özellikle anlamlıdır. İlk muayenede yalnızca Ishihara kartlarıyla değerlendirilen ve diskromatopsi tanısı konulan bir aday, itiraz üzerine sevk edildiği sağlık kuruluşunda anomaloskop muayenesine tabi tutularak farklı bir sonuçla karşılaşabilir.
İki sağlık kuruluşunun kararları arasında uyuşmazlık çıkması halinde hakem hastane mekanizması devreye girmekte ve aday üçüncü bir sağlık kuruluşuna sevk edilmektedir. Hakem hastanedeki değerlendirme belirleyici niteliktedir. Renk körlüğünün genetik geçişli ve kalıcı bir durum olması, itiraz sürecinin başarı olasılığını sınırlayan bir faktör olarak değerlendirilmekle birlikte, bu değerlendirme yalnızca gerçek diskromatopsi olguları için geçerlidir. Hafif anomal trikromazi ile normal renk görme arasındaki sınır, test koşullarına ve uygulanan yönteme göre farklı yorumlanabilmektedir. Normal trikromazi sınırlarının alt ucunda bulunan bir bireyin bir sağlık kuruluşunda diskromatopsi tanısı alması, diğerinde ise sağlam bulunması olağan dışı bir durum değildir. İtiraz sürecinde adayın daha önce bir üniversite hastanesi göz hastalıkları bölümünden anomaloskop ile yapılmış kapsamlı bir renk görme değerlendirmesi raporu alması ve bu raporu itiraz dosyasına eklemesi, sürecin güçlü bir veriyle desteklenmesini sağlayacaktır. Anomaloskop sonucunda normal trikromazi veya çok hafif anomal trikromazi tespit edilen adaylar, bu sonucun Ishihara testinin tarama niteliğindeki bulgusunu geçersiz kıldığını ileri sürebilecek konumdadır.
Renk Körlüğü Nedeniyle Verilen Olumsuz Rapora İtiraz ve İptal Davası Süreci
Renk körlüğü nedeniyle uzman erbaş adaylığından elenen kişiler, idari işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açabilir. Diskromatopsi davalarında ileri sürülebilecek hukuki argümanlar, tanı koyma sürecindeki test koşullarına ve yöntem seçimine odaklanmaktadır. Dava dilekçesinde sağlık kurulunun yalnızca tarama niteliğindeki Ishihara testiyle karar verdiği ve anomaloskop gibi doğrulayıcı bir değerlendirme yapmadığı, testin standart aydınlatma koşullarında uygulanıp uygulanmadığının belirsiz olduğu, kullanılan test kartlarının fiziksel durumunun uygunluğunun sorgulanması gerektiği ve adayın renk görme bozukluğunun klinik sınıflandırmasının yapılmadığı gibi gerekçeler ileri sürülebilir. Mahkeme, dosyayı bilirkişi incelemesi için üniversite hastanesi göz hastalıkları anabilim dalına veya Adli Tıp Kurumuna göndermektedir. Bilirkişi heyeti adaya anomaloskop dahil kapsamlı renk görme testleri uygulayarak renk algısının klinik olarak değerlendirilmesini ve bozukluğun tipinin ile derecesinin belirlenmesini gerçekleştirmektedir. Bilirkişi raporunda adayın normal trikromazi sınırlarında olduğunun veya klinik olarak anlamlı bir diskromatopsi bulunmadığının tespit edilmesi halinde mahkeme idari işlemin iptaline hükmedebilir.
İptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talebinde bulunulması, uzman erbaş alım sürecinin belirli bir takvimle ilerlemesi nedeniyle kritik öneme sahiptir. Yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde adayın alım sürecindeki konumu korunmakta ve eleme işlemi dava sonuçlanana kadar askıya alınmaktadır. Diskromatopsi davalarında bilirkişi incelemesinin sonucu büyük ölçüde adayın gerçek renk görme kapasitesine bağlı olduğundan, kesin dikromazi veya akromatopsi bulunan adaylarda bilirkişi raporunun eleme kararını doğrulaması beklenen bir sonuçtur. Ancak hafif anomal trikromazi bulunan ve Ishihara testinde sınırda performans gösteren adaylarda bilirkişi incelemesinin farklı bir sonuç ortaya koyma olasılığı göz ardı edilemeyecek düzeydedir. Bu nedenle renk körlüğü nedeniyle elenen her adayın kendi durumunu genellemeye kurban etmemesi ve test koşullarının güvenilirliğini hukuki açıdan sorgulaması yerinde bir yaklaşımdır.