
Uzman erbaş olmak isteyen adayların karşılaştığı en kritik aşamalardan biri sağlık muayenesidir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesinde görev yapmak üzere başvuran her aday, 31 Ekim 2016 tarihli ve 2016/9431 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan ve 22 Eylül 2017 tarihli değişikliklerle güncellenen TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği hükümlerine göre kapsamlı bir sağlık değerlendirmesinden geçirilir. Bu yönetmelik, adayların hangi sağlık koşullarında göreve kabul edileceğini veya eleneceğini belirleyen temel hukuki düzenlemedir. Sağlık muayenesinde tespit edilen bir rahatsızlığın adaylığa engel olup olmadığı, yönetmelik ekinde yer alan Hastalıklar Listesi ve Personel Adaylarının Hastalıklara Göre Değerlendirme Çizelgesi birlikte değerlendirilerek karara bağlanır. Adayların önemli bir kısmı bu süreçte gereksiz endişe yaşar çünkü birçok yaygın sağlık sorunu aslında uzman erbaşlığa engel teşkil etmemektedir.
Uzman erbaş sağlık şartları konusunda doğru bilgiye ulaşmak, adayların hem başvuru sürecine daha bilinçli hazırlanmasını hem de olası olumsuz bir karar karşısında haklarını etkin biçimde kullanmasını sağlar. Sağlık muayenesinde olumsuz rapor alan adayların itiraz ve iptal davası hakları yönetmelikte açıkça düzenlenmiş olup bu hakların zamanında ve doğru biçimde kullanılması pek çok adayın meslek hayatını doğrudan etkilemektedir. Bu rehberde uzman erbaş sağlık şartlarının tüm boyutları, muayene sürecinin işleyişi, en sık karşılaşılan sağlık sorunlarının yönetmelik kapsamında nasıl değerlendirildiği ve hukuki başvuru yolları ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
Uzman Erbaş ile Askeri Öğrenci Adayları Arasındaki Sağlık Şartı Farkları Nelerdir?
Uzman erbaş adayları ile askeri öğrenci adayları arasındaki sağlık şartı farklılıklarını anlamak, başvuru sürecini doğru değerlendirmek açısından büyük önem taşır. TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği EK-D Personel Adaylarının Hastalıklara Göre Değerlendirme Çizelgesinde üç ayrı değerlendirme sütunu bulunmaktadır. Birinci sütun uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş/er adaylarına, ikinci sütun (1) numaralı subay ve astsubay adaylarına, üçüncü sütun ise (2) numaralı subay ve astsubay adaylarına aittir. Her sütundaki (+) işareti ilgili sağlık durumunun o personel grubu için kabul edilebilir olduğunu, (-) işareti ise adaylığa engel teşkil ettiğini gösterir. Askeri öğrenci adayları subay ve astsubay adayları sütunlarına göre değerlendirildiğinden, bazı sağlık durumlarında uzman erbaş adaylarına kıyasla daha sıkı kriterlerle karşılaşır. Uzman erbaş adayları ise personel statüsünde değerlendirildiğinden, çoğu durumda daha geniş bir kabul aralığına sahiptir.
EK-D çizelgesinin AÇIKLAMA bölümünde yer alan önemli bir hüküm, uzman erbaş adayları lehine oldukça geniş bir değerlendirme alanı oluşturur. Bu hükme göre Hastalıklar Listesinin A diliminde olup da tabloda ayrıca belirtilmeyen maddeler, uzman erbaş adayları için (+) yani kabul edilir olarak değerlendirilir. Bir başka ifadeyle A diliminde yer alan bir hastalık, EK-D çizelgesinde ayrıca (-) işaretiyle belirtilmedikçe uzman erbaş adaylığına engel oluşturmaz. Bu durum uzman erbaş adaylarını askeri öğrenci adaylarından önemli ölçüde ayırır çünkü askeri öğrenci adaylarında belirli A dilimi hastalıkları bile eleme nedeni olabilmektedir. Uzman erbaş adayları açısından yalnızca Hastalıklar Listesinin B ve D dilimlerinde yer alan rahatsızlıklar ile EK-D çizelgesinde açıkça (-) işareti konulmuş A dilimi durumları adaylığa engel teşkil eder. Yönetmeliğin Madde 23 hükmüne göre uzman erbaş adaylarında kronikleşebilecek ya da zamanla artabilecek nitelikte bir hastalık ve diskromatopsi bulunmamalı, görmeleri her iki gözde ayrı ayrı tashihli veya tashihsiz tam olmalıdır. Bu temel şartlar dışında pek çok yaygın sağlık durumu, A dilimi kapsamında kabul edilebilir niteliktedir.
Sağlık Kurulunda Hangi Branşlardan Muayene Yapılır?
Uzman erbaş adaylarının sağlık muayeneleri, TSK sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşlarında gerçekleştirilir. Muayene süreci birden fazla tıbbi branşı kapsayan çok yönlü bir değerlendirmedir. Adaylar iç hastalıkları, genel cerrahi, ortopedi, göz hastalıkları, kulak burun boğaz, nöroloji, psikiyatri, dermatoloji, üroloji ve kardiyoloji gibi temel branşlarda uzman hekimler tarafından muayene edilir. Her branşta yapılan muayene sonucunda adayın ilgili alandaki sağlık durumu Hastalıklar Listesindeki karşılığına göre dilimlendirilir. Tüm branşlardaki muayene sonuçları bir araya getirilerek sağlık kurulu nihai kararını oluşturur. Herhangi bir branşta tespit edilen ve B veya D dilimine giren bir rahatsızlık, diğer tüm branşlarda sağlam bulunulsa dahi olumsuz rapor verilmesine neden olabilir.
Muayene sürecinin çok branşlı yapısı, adayların her alanda ayrı ayrı değerlendirilmesini ve kapsamlı bir sağlık profilinin ortaya konmasını amaçlar. Bununla birlikte bu durum adaylar arasında endişe kaynağı da olabilmektedir çünkü bir alanda beklenmedik bir bulgunun ortaya çıkması tüm süreci etkileyebilir. Ancak önemle vurgulanması gereken husus, her branştaki değerlendirmenin Hastalıklar Listesindeki objektif kriterlere göre yapılmasıdır. Bir bulgunun adaylığa engel olup olmadığı hekimin subjektif takdirine değil, yönetmelikte belirlenen dilim sınıflandırmasına bağlıdır. Bu nedenle herhangi bir branşta bir bulgu tespit edilmesi durumunda adayın ilk yapması gereken, söz konusu bulgunun Hastalıklar Listesindeki karşılığını ve dilim sınıflandırmasını öğrenmektir. Pek çok durumda tespit edilen bulgu A diliminde yer alır ve bu da uzman erbaş adaylığına engel oluşturmaz.
Sağlık Kurulunda Yapılması Zorunlu Olan Testler ve Görüntüleme Yöntemleri Nelerdir?
TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin Madde 23 altıncı fıkrası, uzman erbaş adaylarına uygulanması zorunlu olan laboratuvar tetkiklerini ve radyolojik incelemeleri açıkça sıralar. Adaylara akciğer grafisi ve direkt üriner sistem grafisi çekilir. HBsAg, Anti-HCV ve Anti-HIV testleri ile bulaşıcı hastalık taraması yapılır. Tam kan sayımı ve sedimantasyon değerleri ölçülür. Tam idrar muayenesi gerçekleştirilir. Kan biyokimyası kapsamında üre, kreatinin, AST, ALT, ALP, bilirubinler, TSH, LDH, total kolesterol ve trigliserit düzeyleri değerlendirilir. Açlık kan şekeri ölçümü yapılır. Batın ultrasonografisi ile iç organlar görüntülenir. Kardiyolojik değerlendirme kapsamında EKG ve ekokardiografi uygulanır. Bunlara ek olarak muayene eden hekim gerekli gördüğünde ek laboratuvar tetkikleri de isteyebilir.
Bu tetkiklerin kapsamı, uzman erbaş adaylarının sağlık durumlarının son derece detaylı biçimde değerlendirildiğini gösterir. Adaylar açısından bilinmesi gereken en önemli nokta, bu tetkiklerde ortaya çıkan her anormal değerin doğrudan eleme nedeni olmadığıdır. Örneğin TSH değerindeki hafif bir sapma tiroid hastalığı varlığına işaret edebilir ancak Hastalıklar Listesinin ilgili maddesinde fonksiyon bozukluğu yapmamış tiroid durumları A diliminde yer aldığından, tedaviyle kontrol altına alınmış bir tiroid sorunu uzman erbaşlığa engel teşkil etmez. Benzer şekilde HBsAg pozitifliği tek başına eleme sebebi değildir; karaciğer fonksiyon testlerinin normal olması ve aktif hepatit bulunmaması halinde aday kabul edilebilir durumdadır. Bu nedenle tetkik sonuçlarında bir anormallik tespit edildiğinde panik yapmak yerine, ilgili bulgunun yönetmelikteki karşılığını doğru biçimde değerlendirmek gerekir.
En Sık Karşılaşılan Sağlık Sorunları ve Güncel Yönetmelik Değerlendirmesi
Uzman erbaş sağlık muayenelerinde en sık karşılaşılan ve adaylar arasında en çok endişeye neden olan sağlık sorunlarının büyük bölümü, yönetmelik kapsamında aslında adaylığa engel oluşturmayan durumlardan ibarettir. Düztabanlık bunların başında gelir ve yürüyüşü güçleştirmeyecek derecede şekil bozuklukları ile belirli derecelerdeki pes planus A diliminde değerlendirilir. Göz kusurları da adaylar arasında yaygın bir kaygı kaynağıdır ancak 3 diyoptriye kadar miyopi, hipermetropi ve belirli sınırlar içindeki astigmatizma düzeltmeyle tam görme sağlanması koşuluyla kabul edilir. Skolyoz tanısı alan adayların önemli bir kısmı, Cobb açısı belirli sınırlar içinde kaldığında ve fonksiyonel kısıtlama oluşturmadığında A diliminde yer alır. Varikosel ise grade III dahil olmak üzere iç salgı bozukluğu yapmamış ve erkeklik niteliklerini bozmamış halleri ile ameliyatları A diliminde değerlendirilir.
Ortopedik sorunlar arasında kırık sonrası plak ve vida uygulamaları, bel fıtığı ve sakralizasyon gibi durumlar da sıklıkla karşılaşılan konulardandır. Fonksiyonel kısıtlama oluşturmayan, hareket ve stabiliteyi bozmayan pek çok ortopedik durum A diliminde kabul görmektedir. Böbrek taşı, komplikasyon yapmamış halleri ve ameliyatları ile nüks eden taşları dahil olmak üzere A dilimindedir. Hipertansiyon konusunda ise labil hipertansiyon ve beyaz önlük hipertansiyonu A diliminde yer alır. İşitme kaybı olan adaylarda da bir kulağın sağlam olması koşuluyla diğer kulaktaki kısmi kayıplar ve her iki kulakta belirli sınırlar içindeki işitme düşüklükleri kabul edilebilir düzeydedir. Tiroid hastalıklarında fonksiyon bozukluğu yapmamış guatr, ötiroit nodüller ve tedaviyle kontrol altına alınmış tiroid durumları A dilimi kapsamındadır. Psikiyatrik değerlendirmede ise son üç yıl ve üç ay içinde psikiyatrik tedavi almamış ve tam şifa bulmuş adaylar olumlu değerlendirilmektedir. Tüm bu örnekler, uzman erbaş sağlık şartlarının ilk bakışta düşünüldüğünden çok daha geniş bir kabul aralığına sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
Sağlık Kurulunda Olumsuz Rapor Verilmesi Halinde Süreç Nasıl İşler?
Sağlık kurulunda yapılan muayene sonucunda adaya olumsuz rapor verilmesi halinde ortaya çıkan süreç, yönetmelik çerçevesinde belirli aşamalardan oluşur. Sağlık kurulu, adayın tespit edilen rahatsızlığını Hastalıklar Listesindeki karşılığına göre dilimlendirdikten sonra EK-D çizelgesindeki uzman erbaş sütununa bakar. Bu sütunda (-) işareti bulunan A dilimi durumları ile B ve D dilimlerindeki rahatsızlıklar için adaya olumsuz karar verilir. Tanzim edilen rapor hastanenin baştabipliği tarafından onaylanır. Ancak olumsuz raporun kesinleşmesi farklı bir sürece tabidir. Yönetmeliğin 82. maddesi uyarınca personel hakkında verilen belirli olumsuz kararlar, Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından yönetmeliğe uygunluk açısından incelenir ve bu inceleme sonuçlanmadan rapor kesinlik kazanmaz. Bu durum adaylar açısından bir güvence mekanizması oluşturur.
Olumsuz rapor alan adayların en sık düştüğü hata, bu kararı nihai ve değiştirilemez olarak kabul etmektir. Oysa yönetmelik, adaylara itiraz hakkı tanımaktadır ve idari yargı yolu da her zaman açıktır. Uygulamada sağlık kurullarının zaman zaman yönetmelik hükümlerini hatalı uyguladığı, bir rahatsızlığın dilim sınıflandırmasını yanlış belirlediği veya eksik tetkiklere dayalı karar verdiği görülmektedir. Özellikle arada kalan durumlarda, yani A dilimi ile B dilimi sınırında yer alan rahatsızlıklarda, sağlık kurulunun takdir yetkisini ne yönde kullandığı belirleyici olmaktadır. Bu tür kararlara karşı yapılan itiraz ve iptal davalarında mahkemeler, yönetmelik hükümlerinin somut olaya doğru uygulanıp uygulanmadığını titizlikle denetlemekte ve pek çok davada adaylar lehine kararlar verebilmektedir. Bu nedenle olumsuz rapor alan her adayın süreç hakkında detaylı bilgi edinmesi ve hukuki haklarını değerlendirmesi büyük önem taşır.
Hakem Hastane Süreci ve 3 İş Günü İtiraz Mekanizması Nedir?
TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 81. maddesi, rapor kararlarına yapılacak itirazları düzenleyen temel hükümdür. Bu maddeye göre TSK, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşlarınca verilen raporlara tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde itiraz edilebilir. Ancak temin sürecinde bulunan adaylara ilişkin verilen raporlarda bu süre çok daha kısadır ve tebliğ tarihinden itibaren üç iş günü olarak belirlenmiştir. Bu hüküm 22 Eylül 2017 tarihli değişiklikle yönetmeliğe eklenmiş olup uzman erbaş alım sürecindeki adaylar temin sürecinde bulunan adaylar kapsamında değerlendirildiğinden, itiraz süresi yalnızca üç iş günüdür. Bu sürenin kaçırılması halinde itiraz hakkı kaybedilir ve doğrudan idari yargı yoluna başvurmak gerekir.
Üç iş günlük itiraz süresinin kısalığı, adayların bu konuda son derece dikkatli ve hazırlıklı olmasını zorunlu kılar. İtiraz halinde aday, raporu düzenleyen hastaneden farklı bir sağlık kuruluşuna sevk edilerek kontrol muayenesine alınır. Bu ikinci muayenede ilk raporla uyumlu bir karar çıkarsa rapor kesinleşir. Kararlar arasında uyumsuzluk bulunması halinde ise üçüncü bir sağlık kuruluşuna sevk yapılır ve bu kuruluşun kararı önceki iki karardan hangisiyle uyumluysa ona göre işlem yapılır. Bu mekanizma hakem hastane uygulaması olarak bilinir ve adayların hatalı değerlendirmelere karşı korunmasını amaçlar. Hakem hastane sürecinde alınan rapor adayın lehine sonuçlanabilmekte ve ilk hastanede verilen olumsuz kararın ortadan kalkmasına yol açabilmektedir. Bu nedenle olumsuz rapor alan adayların üç iş günlük süreyi kesinlikle kaçırmamaları ve derhal itiraz prosedürünü başlatmaları büyük önem taşır. Sürenin iş günü olarak hesaplandığı, hafta sonu ve resmi tatillerin bu süreye dahil edilmediği de ayrıca bilinmelidir.
Olumsuz Sağlık Raporuna Karşı İptal Davası Süreci Nasıl İşler?
İtiraz mekanizması sonucunda da olumsuz rapor alan veya itiraz süresini kaçıran uzman erbaş adayları, idari yargı yoluna başvurarak sağlık kurulu raporunun ve bu rapora dayalı olarak tesis edilen idari işlemin iptalini talep edebilir. İptal davası, işlemi tesis eden idarenin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılır. Dava açma süresi, işlemin tebliğinden itibaren altmış gündür. Bu süre hak düşürücü nitelikte olduğundan süresinde açılmayan davalar reddedilir. Dava dilekçesinde sağlık kurulu raporunun yönetmelik hükümlerine aykırı olduğu, dilim sınıflandırmasının hatalı yapıldığı veya muayenenin eksik ya da yetersiz gerçekleştirildiği gibi somut hukuki gerekçeler ileri sürülür. Mahkeme, davanın esasına girmeden önce dosyayı Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanesi gibi bağımsız bir sağlık kuruluşuna göndererek bilirkişi raporu alır ve adayın sağlık durumunun yönetmelik kapsamında hangi dilimde yer aldığını tespit ettirir.
Uygulamada iptal davalarının önemli bir kısmı adaylar lehine sonuçlanmaktadır. Bunun temel nedeni, sağlık kurullarının zaman zaman Hastalıklar Listesindeki dilim sınırlarını yanlış uygulaması, bir rahatsızlığın derecesini olduğundan ağır değerlendirmesi veya yeterli klinik ve laboratuvar bulguya dayanmadan karar vermesidir. Özellikle A dilimi ile B dilimi sınırında kalan durumlarda sağlık kurulunun olumsuz yönde takdir yetkisi kullandığı vakalar, bilirkişi incelemesi sonucunda adayın aslında A diliminde yer aldığının tespit edilmesiyle sonuçlanabilmektedir. Mahkeme, bilirkişi raporunu esas alarak idari işlemin iptaline ve adayın sağlık muayenesinin yeniden yapılmasına karar verebilir. Bu süreçte alanında deneyimli bir hukuki destek almak, hem dava dilekçesinin etkili biçimde hazırlanması hem de bilirkişi sürecinin doğru yönetilmesi açısından belirleyici rol oynar.
Yürütmenin Durdurulması Talebi Neden Kritiktir?
Uzman erbaş alım sürecinde olumsuz sağlık raporu nedeniyle adaylığı sonlandırılan kişiler için iptal davası açmak tek başına yeterli olmayabilir. İdari yargılama süreçleri aylar hatta yıllar sürebilir ve bu süre zarfında adayın alım süreci tamamlanıp kadro dolar. İşte tam da bu nedenle iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talebinde bulunmak hayati önem taşır. İdari Yargılama Usulü Kanununun 27. maddesi uyarınca mahkeme, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğacağını ve işlemin açıkça hukuka aykırı olduğunu tespit ederse yürütmenin durdurulmasına karar verebilir. Yürütmenin durdurulması kararı, dava sonuçlanana kadar olumsuz işlemin etkisini askıya alır ve adayın alım sürecine kaldığı yerden devam etmesine olanak tanır.
Yürütmenin durdurulması talebinin kabul edilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Birincisi, işlemin uygulanmasının telafisi güç veya imkansız zararlara yol açması; ikincisi ise işlemin açıkça hukuka aykırı olmasıdır. Uzman erbaş adaylığında olumsuz sağlık raporu alan kişiler açısından her iki koşul da çoğunlukla karşılanır. Alım sürecinin belirli tarihlerde yapılması ve kadroların sınırlı olması nedeniyle davanın sonuçlanmasının beklenmesi adayın geri dönülemez biçimde hak kaybına uğramasına neden olur. Sağlık kurulu raporunun yönetmelik hükümlerine aykırı biçimde düzenlenmesi ise hukuka aykırılık koşulunu karşılar. Bu talep uygulamada genellikle dava dilekçesiyle birlikte sunulur ve mahkemeler yönetmelik hükümlerinin somut olaya doğru uygulanmadığını tespit ettiğinde yürütmenin durdurulmasına karar verebilmektedir.