Sigorta Hukuku Avukatı
Sigorta hukuku, sigorta sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların çözümünü konu alır.
Sigorta hukuku, sigorta sözleşmelerinden doğan hak ve yükümlülükleri, sigorta şirketlerinin sorumluluklarını ve sigortalılarla sigortacılar arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkları düzenleyen hukuk dalıdır. Türkiye’de sigorta hukukunun temelini 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun sigorta hukukuna ilişkin hükümleri ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu oluşturur. Bunun yanında Türk Borçlar Kanunu, sigorta türlerine ilişkin özel düzenlemeler ve sigorta genel şartları da uygulanabilir. Trafik sigortası, kasko sigortası, hayat sigortası, mal sigortaları ve sorumluluk sigortalarından doğan hukuki uyuşmazlıklar bu alanın önemli konuları arasında yer alır.
Sigorta sözleşmelerinin temel amacı, belirli risklerin gerçekleşmesi durumunda sigortalının veya hak sahibinin sözleşme kapsamında korunmasını sağlamaktır. Ancak sigorta şirketinin tazminat talebini reddetmesi, eksik ödeme yapması, poliçe hükümlerinin farklı yorumlanması veya teminat kapsamına ilişkin anlaşmazlıklar hukuki uyuşmazlıklara neden olabilir. Bu durumlarda sigorta poliçesinin içeriği, rizikonun gerçekleşme biçimi, tarafların yükümlülükleri ve ilgili mevzuat birlikte değerlendirilmelidir. Sigorta hukuku kapsamında yürütülen hukuki danışmanlık ve dava takibi faaliyetleri, sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan hakların belirlenmesini ve uyuşmazlıkların hukuka uygun yollarla çözümlenmesini amaçlar.
Sigorta Hukukunun Kapsamı
Sigorta hukuku, sigorta sözleşmelerinin kurulmasından sona ermesine kadar geçen süreçte taraflar arasında doğan hukuki ilişkileri düzenler. Türk Ticaret Kanunu’nun 1401. maddesinde sigorta sözleşmesinin temel unsurları belirlenmiştir. Buna göre sigortacı, prim karşılığında belirli bir riskin gerçekleşmesi hâlinde sözleşmede öngörülen tazminatı ödemeyi veya başka bir edimi yerine getirmeyi üstlenir. Sigorta ettirenin prim ödeme yükümlülüğü, sigortacının teminat sağlama borcu, rizikonun gerçekleşmesi durumunda yapılacak bildirimler ve sigorta tazminatının ödenmesi bu hukuk dalının temel konularıdır. Sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların değerlendirilmesinde tarafların kanundan ve sözleşmeden doğan hak ve yükümlülükleri birlikte incelenir.
Sigorta hukukunun uygulama alanı yalnızca bireysel sigorta sözleşmeleriyle sınırlı değildir. Ticari işletmelerin malvarlıklarını güvence altına almak amacıyla yaptırdıkları sigortalar, mesleki faaliyetlerden doğan sorumluluk sigortaları ve çeşitli zorunlu sigorta türleri de bu kapsamda değerlendirilir. Sigorta ilişkisinde sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar farklı kişiler olabileceğinden her birinin hukuki sıfatının doğru belirlenmesi gerekir. Ayrıca sigorta şirketinin sorumluluğu, sigorta bedeli, teminat limitleri, istisnalar ve rizikonun niteliğine göre değişebilir. Bu nedenle sigorta hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda poliçe hükümlerinin ilgili mevzuatla birlikte değerlendirilmesi önem taşır.
Sigorta Sözleşmelerinden Kaynaklanan Hukuki Uyuşmazlıklar
Sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklar, tarafların sözleşme hükümlerini farklı yorumlaması veya yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle ortaya çıkabilir. Sigorta şirketinin belirli bir zararın teminat dışında kaldığını ileri sürmesi, sigortalının rizikoya ilişkin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiası veya sigorta bedelinin hesaplanmasına ilişkin anlaşmazlıklar bu kapsamdadır. Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasında verilen bilgilerin doğruluğu, rizikonun ağırlaşması ve sözleşmenin sona ermesine ilişkin işlemler de uyuşmazlık konusu olabilir. Bu durumlarda Türk Ticaret Kanunu’nun sigorta sözleşmelerine ilişkin hükümleri, poliçe şartları ve ilgili özel düzenlemeler dikkate alınır.
Sigorta sözleşmelerinde tarafların yükümlülükleri karşılıklı olduğundan uyuşmazlığın çözümünde yalnızca sigorta şirketinin ödeme sorumluluğu değil, sigorta ettirenin veya sigortalının davranışları da değerlendirilir. Prim ödeme borcunun yerine getirilmemesi, sözleşme öncesi beyan yükümlülüğünün ihlali veya rizikonun gerçekleşmesinden sonra gerekli bildirimlerin yapılmaması hukuki sonuçlar doğurabilir. Ancak bu durumların her biri sigorta şirketinin kendiliğinden sorumluluktan kurtulması anlamına gelmez. İhlalin niteliği, kusur durumu, rizikoyla bağlantısı ve kanunda öngörülen şartlar ayrı ayrı incelenmelidir. Sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda hakların korunabilmesi için somut olayın hukuki özelliklerine uygun bir değerlendirme yapılması gerekir.
Sigorta Şirketlerine Karşı Tazminat Talepleri
Sigorta şirketlerine karşı tazminat talepleri, sigorta sözleşmesi kapsamında güvence altına alınan bir rizikonun gerçekleşmesi ve sigortacının ödeme yükümlülüğünün doğması hâlinde gündeme gelir. Tazminat talebinin kapsamı, sigorta türüne, poliçede belirlenen teminatlara ve gerçekleşen zararın niteliğine göre değişebilir. Zarar sigortalarında kural olarak gerçek zarar ve sigorta teminatının sınırları dikkate alınırken, can sigortalarının bazı türlerinde sözleşmede belirlenen sigorta bedelinin ödenmesi söz konusu olabilir. Sigorta şirketinin tazminat sorumluluğunun değerlendirilmesinde rizikonun teminat kapsamında bulunması, gerekli belgelerin sunulması ve kanuni yükümlülüklerin yerine getirilmesi önem taşır.
Sigorta şirketinin tazminat talebini tamamen reddetmesi veya talep edilen tutardan daha düşük ödeme yapması durumunda uyuşmazlığın hukuki yollarla çözülmesi mümkündür. Bu süreçte poliçe hükümleri, hasar dosyası, eksper raporları, zarar tespitine ilişkin belgeler ve sigorta şirketinin ret gerekçesi birlikte incelenir. Eksik ödeme yapıldığı iddiasının değerlendirilmesinde zarar miktarının doğru belirlenmesi ve sigortacının sorumluluk sınırlarının tespit edilmesi gerekir. Uyuşmazlığın niteliğine göre sigorta şirketine başvuru, Sigorta Tahkim Komisyonu veya dava yolu gündeme gelebilir. Tazminat talebinin hangi hukuki yolla ileri sürülebileceği, ilgili sigorta türüne ve uygulanacak özel hükümlere göre belirlenir.
Trafik Sigortasından Kaynaklanan Uyuşmazlıklar
Trafik sigortası, motorlu araçların işletilmesinden kaynaklanan hukuki sorumluluğu belirli teminat limitleri kapsamında güvence altına alan zorunlu bir sigorta türüdür. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, işletenin üçüncü kişilere karşı hukuki sorumluluğunu ilgili mevzuat ve poliçe koşulları çerçevesinde karşılamayı amaçlar. Trafik kazaları sonucunda meydana gelen araç hasarları, bedensel zararlar, destekten yoksun kalma talepleri ve diğer tazminat kalemleri sigorta uyuşmazlıklarına konu olabilir. Ancak her zarar kalemi zorunlu trafik sigortası tarafından karşılanmaz. Sigortacının sorumluluğu, teminat kapsamı, kanuni istisnalar, kusur durumu ve ilgili limitler dikkate alınarak belirlenir.
Trafik sigortasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda kazanın meydana geliş biçimi, tarafların kusur oranları, zarar miktarı ve sigorta şirketinin yaptığı ödeme birlikte değerlendirilir. Sigorta şirketinin ödeme yapmaması, eksik ödeme gerçekleştirmesi veya belirli zarar kalemlerini teminat dışında değerlendirmesi hukuki anlaşmazlıklara neden olabilir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında dava yoluna başvurmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapması gerekir. Başvuru sonucunda uyuşmazlığın çözülememesi hâlinde kanuni şartlara göre tahkim veya dava yoluna başvurulabilir. Trafik sigortasına ilişkin hukuki süreçlerde başvuru şartlarının, tazminat kapsamının ve ilgili sürelerin doğru değerlendirilmesi önemlidir.
Kasko Sigortasına İlişkin Hukuki Süreçler
Kasko sigortası, motorlu araçların poliçede belirlenen riskler nedeniyle uğrayabileceği maddi zararları güvence altına alan isteğe bağlı bir sigorta türüdür. Zorunlu trafik sigortasından farklı olarak kasko sigortası, esas olarak sigortalı aracın uğradığı zararların karşılanmasına yöneliktir. Çarpma, çarpışma, yanma, çalınma ve poliçe kapsamında yer alan diğer riskler nedeniyle meydana gelen zararlar kasko sigortasının konusunu oluşturabilir. Bununla birlikte sigorta şirketinin sorumluluğu, tercih edilen kasko ürününe, teminat kapsamına ve poliçede yer alan istisnalara göre belirlenir. Bu nedenle kasko sözleşmelerinin değerlendirilmesinde yalnızca sigorta bedelinin değil, teminatın kapsamının da incelenmesi gerekir.
Kasko sigortasından kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklar genellikle hasar bedelinin belirlenmesi, aracın onarım giderleri, tam hasar değerlendirmesi veya sigorta şirketinin ödeme talebini reddetmesi nedeniyle ortaya çıkar. Hasarın teminat kapsamında bulunup bulunmadığı, rizikonun gerçekleşme koşulları ve poliçedeki özel düzenlemeler uyuşmazlığın çözümünde önem taşır. Sigorta şirketinin belirlediği hasar tutarıyla sigortalının talep ettiği bedel arasında farklılık bulunması durumunda eksper raporları ve diğer deliller değerlendirilebilir. Ayrıca sigorta ettirenin bildirim yükümlülüklerine uygun davranıp davranmadığı da incelenebilir. Kasko sigortasına ilişkin hukuki süreçlerde sigorta sözleşmesinin niteliği ve ilgili genel şartlar dikkate alınarak tarafların hak ve yükümlülükleri belirlenir.
Hayat Sigortasından Doğan Hukuki Uyuşmazlıklar
Hayat sigortası, sigortalının yaşamı veya ölümüyle bağlantılı olarak sözleşmede belirlenen risklere karşı güvence sağlayan can sigortası türlerinden biridir. Hayat sigortalarında sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğü, sözleşmede belirlenen olayın gerçekleşmesine ve ilgili poliçe şartlarına bağlıdır. Ölüm hâlinde ödeme yapılmasını öngören sigortalar, yaşamaya bağlı sigortalar ve karma nitelikteki hayat sigortaları farklı hukuki özellikler taşıyabilir. Ayrıca bazı hayat sigortaları kredi sözleşmeleriyle bağlantılı olarak düzenlenebilir. Sigorta ettiren, sigortalı ve lehtarın farklı kişiler olması hâlinde ödeme talep etme hakkının kime ait olduğu da sözleşmenin niteliğine göre değerlendirilir.
Hayat sigortasından kaynaklanan uyuşmazlıklar, sigorta şirketinin ödeme talebini reddetmesi, lehtarın belirlenmesi, sigorta bedelinin hesaplanması veya sözleşme öncesi beyan yükümlülüğüne ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle ortaya çıkabilir. Özellikle sigortalının sağlık durumuna ilişkin beyanların doğruluğu ve bu beyanların sigortacının sorumluluğuna etkisi hukuki inceleme gerektirebilir. Ancak eksik veya yanlış beyanın varlığı tek başına her durumda sigorta bedelinin ödenmemesini haklı kılmaz. İlgili kanun hükümleri, beyanın niteliği, tarafların kusuru ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilmelidir. Hayat sigortası uyuşmazlıklarında sözleşme hükümlerinin yanı sıra Türk Ticaret Kanunu’nun can sigortalarına ilişkin özel düzenlemelerinin uygulanması önem taşır.
Bireysel Emeklilik Sistemine İlişkin Hukuki Süreçler
Bireysel emeklilik sistemi, kişilerin emeklilik dönemlerine yönelik tasarruflarını değerlendirmelerine imkân sağlayan ve kamu sosyal güvenlik sistemini tamamlayıcı nitelik taşıyan özel bir tasarruf sistemidir. Türkiye’de bireysel emeklilik sisteminin temel hukuki düzenlemesini 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu oluşturur. Sistem kapsamında katılımcıların hakları, katkı payları, emeklilik sözleşmeleri, birikimlerin değerlendirilmesi ve sistemden ayrılma koşulları ilgili mevzuat çerçevesinde belirlenir. Bireysel emeklilik sözleşmeleri, klasik anlamdaki risk teminatı sağlayan sigorta sözleşmelerinden farklı bir hukuki yapıya sahiptir. Bununla birlikte sigortacılık ve özel emeklilik faaliyetleriyle bağlantılı olmaları nedeniyle bu alandaki uyuşmazlıklar sigorta ve özel emeklilik mevzuatı kapsamında değerlendirilebilir.
Bireysel emeklilik sisteminden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklar, katkı paylarının tahsil edilmesi, birikimlerin aktarılması, sözleşmenin sona erdirilmesi, sistemden ayrılma işlemleri veya katılımcının haklarının kullanılması sırasında ortaya çıkabilir. Emeklilik şirketinin sözleşme hükümlerine uygun hareket edip etmediği, katılımcıya gerekli bilgilendirmelerin yapılıp yapılmadığı ve birikimlerin mevzuata uygun şekilde değerlendirilip değerlendirilmediği hukuki inceleme konusu olabilir. Ayrıca devlet katkısına hak kazanılması ve sistemden ayrılma hâlinde yapılacak kesintiler özel düzenlemelere tabidir. Bu uyuşmazlıklarda 4632 sayılı Kanun, ilgili yönetmelikler, emeklilik sözleşmesi ve uygulanabilir diğer mevzuat hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
Mal Sigortalarından Kaynaklanan Uyuşmazlıklar
Mal sigortaları, kişilerin veya işletmelerin malvarlıklarını belirli risklere karşı güvence altına almak amacıyla düzenlenen sigorta türleridir. Konut sigortası, iş yeri sigortası, yangın sigortası ve belirli doğal afet risklerini kapsayan sigortalar bu alanda değerlendirilebilir. Mal sigortalarında teminat kapsamı, sigortalı malın niteliği, sigorta bedeli ve poliçede belirlenen rizikolara göre değişir. Yangın, su baskını, fırtına veya diğer doğal olaylar nedeniyle meydana gelen zararların karşılanabilmesi için ilgili riskin sigorta teminatına dâhil olması gerekir. Zorunlu deprem sigortası ise özel mevzuata tabi olup kapsamı ve teminat sınırları bakımından diğer mal sigortalarından ayrılır.
Mal sigortalarından doğan hukuki uyuşmazlıklar genellikle zarar miktarının belirlenmesi, teminat kapsamının yorumlanması ve sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğüne ilişkin anlaşmazlıklardan kaynaklanır. Sigortalı malın değeri, hasarın meydana geliş biçimi ve zararın sigorta kapsamındaki bir riskten kaynaklanıp kaynaklanmadığı değerlendirilmesi gereken temel konulardır. Eksik sigorta, aşkın sigorta, birden fazla sigorta ve sigorta bedelinin sınırlarına ilişkin düzenlemeler de tazminat hesabını etkileyebilir. Sigorta şirketi tarafından gerçekleştirilen hasar tespitinin taraflar arasında uyuşmazlığa neden olması durumunda ilgili belgeler, eksper raporları ve gerektiğinde bilirkişi incelemeleri önem kazanır. Mal sigortalarına ilişkin hukuki süreçlerde gerçek zararın ve sigortacının sorumluluk kapsamının doğru belirlenmesi gerekir.
Sorumluluk Sigortalarına İlişkin Hukuki Uyuşmazlıklar
Sorumluluk sigortaları, sigortalının üçüncü kişilere karşı doğabilecek hukuki sorumluluğundan kaynaklanan belirli mali sonuçları teminat altına alan sigorta türleridir. Türk Ticaret Kanunu’nun 1473 ve devamı maddelerinde sorumluluk sigortalarına ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Mesleki sorumluluk sigortaları, işveren sorumluluk sigortaları ve çeşitli faaliyetlerden kaynaklanan hukuki sorumlulukları güvence altına alan sigortalar bu alanda değerlendirilebilir. Sorumluluk sigortasında temel amaç, sigortalının sözleşme kapsamında güvence altına alınan bir olay nedeniyle üçüncü kişilere karşı doğan hukuki sorumluluğunun belirlenen sınırlar içinde karşılanmasıdır. Bununla birlikte sigortacının sorumluluğu, poliçede yer alan teminat koşullarına ve uygulanacak mevzuata göre belirlenir.
Sorumluluk sigortalarından kaynaklanan uyuşmazlıklarda öncelikle sigortalının üçüncü kişiye karşı hukuken sorumlu olup olmadığı değerlendirilir. Zararın niteliği, sorumluluğun dayanağı, teminat kapsamı ve sigorta bedeli hukuki incelemenin temel unsurlarıdır. Türk Ticaret Kanunu’nun 1478. maddesinde, zarar görenin uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini belirli şartlar altında doğrudan sigortacıdan isteyebilmesine imkân tanınmıştır. Ancak doğrudan talep hakkının kapsamı ve uygulanma koşulları somut uyuşmazlığa göre değerlendirilmelidir. Sorumluluk sigortalarında sigortalının bildirim yükümlülükleri, sigorta şirketinin savunmaya ilişkin hakları ve tazminat sorumluluğunun sınırları da uyuşmazlığın çözümünde önem taşır.
Sigorta Şirketlerinin Rücu Talepleri
Sigorta şirketlerinin rücu talepleri, sigortacının belirli koşullar altında yaptığı ödeme nedeniyle sorumlu kişilere başvurmasını ifade eder. Rücu hakkının hukuki dayanağı, sigorta türüne ve somut olayın özelliklerine göre değişebilir. Türk Ticaret Kanunu’nun 1472. maddesinde zarar sigortalarında sigortacının halefiyet hakkı düzenlenmiştir. Buna göre sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, sigortalının gerçekleşen zarardan sorumlu kişilere karşı sahip olduğu dava hakkına ödediği tazminat tutarı ölçüsünde halef olur. Bu kapsamda sigorta şirketi, gerekli koşulların bulunması durumunda zarardan sorumlu kişiye karşı dava açabilir veya mevcut hukuki takibi sürdürebilir. Halefiyet hakkının kullanılabilmesi için ödemenin niteliği ve sigortalının sorumlu kişiye karşı sahip olduğu haklar dikkate alınmalıdır.
Sigorta şirketinin kendi sigortalısına yönelttiği rücu talepleri ise halefiyet hakkından farklı hukuki esaslara dayanabilir. Özellikle zorunlu trafik sigortası kapsamında sigortacının yaptığı ödemeden sonra sigorta ettirene veya ilgili sorumluya başvurması, mevzuatta ve sigorta genel şartlarında öngörülen koşulların bulunmasına bağlıdır. Bu nedenle her sigorta ödemesi sigorta şirketine kendiliğinden rücu hakkı vermez. Rücu talebinin hukuka uygunluğu değerlendirilirken ödeme belgeleri, olayın meydana geliş biçimi, sorumluluk durumu ve ilgili düzenlemeler incelenir. Rücu davalarında görevli mahkeme de talebin hukuki dayanağına ve taraflar arasındaki temel ilişkiye göre değişebilir. Bu nedenle rücu uyuşmazlıklarının her biri kendi hukuki özellikleri çerçevesinde ele alınmalıdır.
Sigorta Uyuşmazlıklarında Alternatif Çözüm Yolları
Sigorta uyuşmazlıklarında alternatif çözüm yolları, tarafların anlaşmazlıklarını doğrudan mahkeme sürecine taşımadan çözmelerine imkân sağlayan hukuki yöntemlerdir. Bu kapsamda sigorta şirketine yapılan başvurular, taraflar arasında gerçekleştirilen uzlaşma görüşmeleri, arabuluculuk ve sigorta tahkimi değerlendirilebilir. Sigorta Tahkim Komisyonu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesi kapsamında sigorta sözleşmelerinden doğan belirli uyuşmazlıkların çözümü için oluşturulmuştur. Komisyona başvurulabilmesi için kural olarak uyuşmazlık konusu olayla ilgili sigorta kuruluşuna gerekli başvurunun yapılması ve talebin kısmen veya tamamen olumsuz sonuçlanması ya da kanunda belirtilen süre içinde cevap verilmemesi gerekir. Tahkim sistemine başvuru imkânı, sigorta kuruluşunun sistemdeki durumu ve ilgili özel düzenlemeler dikkate alınarak belirlenir.
Sigorta uyuşmazlıklarında arabuluculuk da uyuşmazlığın niteliğine göre başvurulabilecek yöntemlerden biridir. Özellikle ticari dava niteliği taşıyan ve kanunda belirtilen para alacağı veya tazminat taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk gündeme gelebilir. Bunun yanında tüketici işlemlerinden kaynaklanan bazı sigorta uyuşmazlıklarında tüketici hukukuna ilişkin özel arabuluculuk hükümleri uygulanabilir. Ancak bütün sigorta uyuşmazlıklarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu söylenemez. Sigorta tahkimi ile mahkeme yargılamasının aynı uyuşmazlık bakımından kullanılabilmesi konusunda da kanuni sınırlamalar bulunmaktadır. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde başvurulacak yöntemin belirlenmesi sırasında talebin hukuki niteliği, tarafların sıfatı ve ilgili usul kuralları birlikte değerlendirilmelidir.
Sigorta Hukukundan Kaynaklanan Davalar
Sigorta hukukundan kaynaklanan davalar, sigorta sözleşmelerinin uygulanması veya sigortacının hukuki sorumluluğu nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıkların mahkeme yoluyla çözümlenmesine yöneliktir. Sigorta tazminatının ödenmemesi, eksik ödeme yapılması, teminat kapsamının tartışılması, sözleşmenin sona ermesine ilişkin anlaşmazlıklar ve rücu talepleri bu davalara konu olabilir. Sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, talebin hukuki dayanağına ve tarafların sıfatına göre belirlenir. Türk Ticaret Kanunu’ndan kaynaklanan ticari davalarda kural olarak asliye ticaret mahkemeleri görevli olmakla birlikte, tüketici işlemi niteliğindeki uyuşmazlıklarda tüketici mahkemelerinin görevli olması mümkündür. Ayrıca halefiyete dayalı rücu davalarında sigortalı ile zarardan sorumlu kişi arasındaki temel hukuki ilişkinin niteliği görevli mahkemenin belirlenmesinde etkili olabilir.
Sigorta davalarında uyuşmazlığın hukuki niteliğinin belirlenmesi kadar kanuni sürelerin ve dava şartlarının incelenmesi de önem taşır. Türk Ticaret Kanunu’nun 1420. maddesinde sigorta sözleşmelerinden doğan istemlere ilişkin genel zamanaşımı hükümleri düzenlenmiştir. Bununla birlikte sorumluluk sigortaları ve zorunlu trafik sigortası gibi alanlarda özel hükümler bulunabileceğinden bütün sigorta uyuşmazlıkları için tek bir zamanaşımı süresinin uygulanması doğru değildir. Dava sürecinde sigorta poliçesi, hasar dosyası, ödeme kayıtları, taraflar arasındaki yazışmalar, eksper raporları ve diğer hukuka uygun deliller değerlendirilir. Uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında bulunup bulunmadığı veya sigorta tahkimine başvuru imkânının mevcut olup olmadığı da hukuki süreç başlatılmadan önce incelenmelidir.
Ankara Sigorta Hukuku Avukatı
Ankara sigorta hukuku avukatı, sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda sigortalıların, hak sahiplerinin ve ilgili tarafların hukuki haklarının değerlendirilmesi amacıyla danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunar. Sigorta şirketlerinin tazminat taleplerini reddetmesi, eksik ödeme yapması, poliçe kapsamına ilişkin anlaşmazlıklar yaşanması veya rücu taleplerinin gündeme gelmesi durumunda hukuki değerlendirme yapılması gerekebilir. Trafik sigortası, kasko sigortası, hayat sigortası, mal sigortaları ve sorumluluk sigortalarından kaynaklanan uyuşmazlıklar, ilgili mevzuat ve sözleşme hükümleri çerçevesinde incelenir. Sigorta şirketlerine yapılacak başvuruların hazırlanması, tahkim süreçlerinin değerlendirilmesi ve dava yollarının belirlenmesi, sigorta hukuku kapsamındaki hukuki hizmetler arasında yer alır.
Ankara Çankaya’da faaliyet gösteren Avukat Ekin Ulus tarafından 2020 yılında kurulan Ulus Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, sigorta hukuku kapsamında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmetleri sunmaktadır. Sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, tazminat talepleri, sigorta şirketlerinin ödeme kararları ve rücu işlemleri, her dosyanın kendine özgü koşulları dikkate alınarak değerlendirilir. Avukat Ekin Ulus, yürürlükteki mevzuata ve güncel yargı kararlarına dayalı hukuki incelemeyi, şeffaf iletişimi ve müvekkillerin hak ve menfaatlerinin korunmasını esas alan bir çalışma yaklaşımı benimsemektedir. Sigorta hukukuna ilişkin uyuşmazlıkların değerlendirilmesi, başvurulabilecek hukuki yolların belirlenmesi ve gerekli süreçlerin yürütülmesi amacıyla Ulus Hukuk ve Danışmanlık Bürosuna başvurulabilir.
Diğer çalışma alanları
İdare Hukuku
İptal ve tam yargı davaları, idari işlemler ve uyuşmazlıklar.
Aile Hukuku Avukatı
Boşanma, velayet, nafaka ve mal rejimi uyuşmazlıkları.
Ceza Hukuku Avukatı
Soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde hukuki destek.
Gayrimenkul Hukuku Avukatı
Tapu, kira, ortaklık, kat mülkiyeti ve uyuşmazlıklar.
İcra İflas Hukuku Avukatı
Takip süreçleri, haciz, itiraz ve uyuşmazlıklar.
Şirketler Hukuku Avukatı
Şirket kuruluşu, sözleşmeler ve kurumsal süreçler.
Ticaret Hukuku Avukatı
Ticari uyuşmazlıklar ve sözleşme süreçleri.
Dosyanızı birlikte değerlendirelim.
Somut olayınıza ilişkin değerlendirme ve randevu için bize ulaşabilirsiniz.